Yılın İlmi Kalitesi En Yüksek Eseri

  SELEFİLİK – İslami Köktenciliğin Tarihi Temelleri İslam düşünce tarihinde dinin anlaşılma biçimi ile ilgili olarak ortaya çıkan zihniyetlerden bir tanesi de selefi zihniyettir. Bu zihniyet, mutlak doğruyu temsil ettiğini iddia etmekte,  ”değişme” ve” gelişmeye” karşı “ sertleşmeyi” öngörmektedir. Selefi zihniyet, özellikle akli tefekkürün, Rey’in, görüş bildirmenin, kelamın ve felsefenin gelişmesine karşı tepkisel bir görüş sergilemiş ve bidatçı olarak nitelemiştir.Çünkü bu zihniyete göre dinle ilgili bütün problemler geçmişte (ilk üç nesil, ehlül eser, ehli hadis) çözülmüş olup, şimdi ve gelecekte hakikat aranmaz. Ehli reyin mensubu olan Türkiye ve Türk devletleri de…

Oku

Maturidi’de Kadın Algısı – Dr. Hülya Terzioğlu

“Onlar kızlara karşı kibirleniyor ve onları diri diri gömüyorlar. Onlara denir ki: “Siz kızlara karşı nasıl böyle kibirlenirsiniz? Eşleriniz de, onlardandır. Rağbet ettiğiniz erkek çocuklar da, torunlar da onlardandır. Yardımcılar, hizmetçiler hepsi onlardandır…”  Bu cümleler Ehl-sünnet îtikâdının kurucu ismi İmâm-ı Mâtürîdî’ye (v.333/944) ait. Elinizdeki bu eserde Mâtürîdî’nin inançları temellendirirken takip ettiği akıl-vahiy dengesinin izleri kadını konu alan âyetlere yaptığı yorumlarda takip edilecektir. Kadınıyla erkeğiyle insanın yaradılış keyfine ve gayesine yüklediği anlam, kadının varlık değeri, anneliği aileye ve topluma kattıkları, Kur’an’da bahsi geçen kadınların yaşanmışlıkları ve kadının ahkâma konu olan yönleri…

Oku

Çağdaş İnanç Problemleri-Temel Yeşilyurt

Prof. Dr. Temel Yeşilyurt DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İslam dini kategorik olarak inanç, ibadet ve ahlak olmak üzere üç alandan oluşur. İman alanı temel alan olup, diğer ikisi bunun üzerine kurulur. Sorunlu bir iman alanı sağlıklı bir ibadet ve ahlak hayatı ortaya koyamaz. Kur´an-ı Kerim´in sıklıkla imana vurgu yapması, hemen her vesile ile uluhiyete dikkat çekmesi; kıyamet, ahiret, hesap, cennet ve cehennem gibi konulara göndermede bulunması bundan dolayıdır. Yüze Allah´ın iman edenlere seslenerek,, “Ey müminler, iman ediniz” diye başlayan şu ayeti, iman alanının müminler için her zaman canlı tutulması gerektiğine işaret…

Oku

Maturidilik ve Hadis Maturidi Kelam Ekolü Çerçevesinde Kelami Hadislerin İncelenmesi

Maturidilik ve Hadis Doç. Dr. Nuri Tuğlu – RAĞBET YAYINLARI İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî, Türkistan’ın önemli ilim merkezlerinden biri olan Semerkand’da doğmuş ve orada yaşamış Türk âlimlerden biridir. Ehl-i Sünnet Kelâmının iki önemli kolundan Mâturîdîliğin imamıdır. Mâturîdî hazretleri, İslam dünyasında bilgi teorisini, doğru bilgiye nasıl ulaşılır sorusunun cevabını veren ve bunu sistematik hale getiren ilk İslam âlimidir. İmam Mâturîdî’nin kurduğu sistem kendinden sonra Mâturîdîlik adı altında bir mezhep şekline dönüşmüştür. Elinizdeki bu kitap, hem İmam Mâturîdî’nin hem de Mâturîdî mezhebinin hadislere bakışını konu edinmektedir. Çalışmanın amacı kelâm ve inanç konularını…

Oku

Maturidi’de İnsan Özgürlüğü – Harun Işık

Ehli sünnet ekolünün önemli alimlerinden olan Maturidi insan özgürlüğü sorununu, eyleme yönler tayin ettiği yöntem ışığında temellendirmeye çalışmaktadır. Onun açısından eylemin meydana gelmesinde biri yaratma diğeri de kazanma (kesb) olmak üzere iki yönü vardır. Bu yöntemlerden yaratmayı Allah ile ilişkilendiren Maturidi, kesbin ise insana ait olduğunu belirtmektedir. Ona göre insan, eylemini gerçekleştirirken herhangi bir baskı ve zorlama altında bulunmaksızın özgür bir şekilde eylemi yapan ve böylece de eylemin sonuçlarını üstlenen olduğunun farkındadır.

Oku

Türk Düşünce Hayatında Maturidilik – Hanifi Özcan

Fıkhi kurallardan ahlaka geçmek, dolayısıyla “amel”den “ahlak” türetmek yani amelini ve ibadetini yapan kimseyi aynı zamanda ahlaklı saymak ve ahlaken üstün göstermek Maturidi’nin düşünce sistemine uygun değildir. Çünkü onda “amel” imana dahil edilmediği gibi, “ahlak”a da dahil değildir.Ona göre, “amel”de kusuru olanların mutlaka ahlakta da kusurlu olduğu söylenemez. (…) Ayrıca, öyle görünüyor ki, “amel” ile “ahlak” arasında bu anlamda bir ilişki kurmak, ahlaki bakış açısıyla değil, ameli bakış açısıyla yapılan bir işlemdir.

Oku

TÜRKLER ve İSLAM TASAVVURU – Sönmez KUTLU

Türk toplulukları, tarihî süreçte çeşitli dinlerle temasa geçtiler, fakat herhangi bir dine topluca girmediler. İslâm gelmeden önce gök tanrı inancı etrafında şekillenen Türk dinî inançlarına bağlı kaldılar. İslâm’la oldukça erken dönemlerde temasa geçen Türk boylarının İslâmlaşması, uzun yüzyıllarda gerçekleşti. Talas Savaşı ve sonrasındaki gelişmeler böyle bir sürecin başlangıç döneminde yaşanmış hadiselerdir. Türkler ilk defa İslâm’la fetihler yoluyla tanıştılar. Çeşitli müslüman mezhepleri ve sûfî okulları Türkler’in İslâm anlayışları ve dindarlıklarının oluşumunda önemli rol oynadı. Türk toplulukları, İslâmiyet’i kabul ile birlikte tarihinde köklü ve önemli bir kültürel dönüşümü yaşadılar. Onlar, Allah’ın yüce…

Oku

İMAM MATURİDİ’DE AKIL VAHİY İLİŞKİSİ – Hülya ALPER

Ehl-i sünnet kelâmının kurucularından Mâtürîdî, İslâm düşünce geleneği içinde göz ardı edilemez bir yere sahiptir. Bu büyük düşünürün, akıl-vahiy ilişkisini anlama biçimi, günümüzde farklı söylemlerle devam eden tartışmalara yeni bir boyut kazandıracak niteliktedir. Düşünce tarihi boyunca insanoğlunun daima konu edindiği temel problemlerden biri olan akıl-vahiy ilişkisi etrafındaki sorulara İmam Mâtürîdî’nin düşünce sistemi içerisinde cevap arayan kitap bu sebeple akıl-vahiy ilişkisini kendisine sorun edinen okuyucuya olumlu katkılar sağlayacaktır.

Oku

MÂTÜRÎDÎ’NİN DÜŞÜNCE DÜNYASI – Şaban Ali DÜZGÜN

Türklerin Müslüman olma sürecinde önemli bir rol oynamasına ve günümüzde dünyanın her köşesinde çok sayıda taraftarı olmasına rağmen yeteri kadar araştırılıp gün yüzüne çıkarılmamış olan Mâturîdîlik ve bu mezhebin kurucusu olan İmam Mâturîdî’nin hayatını, eserlerini, düşüncelerini ve günümüze etkisini ele almaktadır.İmam Mâturîdî’nin din ve dünya anlayışından Kur’an tasavvuruna, akıl ve vahiy kavrayışından tarih ve toplum yasalarına, siyaset kültürü ve yönetim erkinden ahlak kuramına kadar çok çeşitli konularda fikir ve görüşlerinin ele alındığı bu eser, dinî düşüncemizin ana damarlarından biri olan İmam Mâturîdî’nin düşünce dünyasını güncelleştirmeyi amaçlamaktadır.

Oku

İmam Maturidi ve Maturidilik-Sönmez Kutlu

Mâturîdî, İslam düşüncesinde ortaya çıkan farklı din anlayışları içerisinde ‘akılcı-hadarî din anlayışı’nın en önemli şahsiyetlerinden birisidir. Bu anlayışın temelleri, her ne kadar Ebû Hanîfe tarafından ortaya atılarak geliştirilmeye çalışılmışsa da, epistemolojik, teolojik ve felsefi olarak temellendirilmesi Mâturîdî tarafından yapılmıştır. Mâturîdî, bu bakış açısından hareketle kendi döneminde ortaya çıkan dinî problemlere çözüm bulmaya çalışmış, pek çok öğrenci yetiştirmiş ve çeşitli bilim dallarında ilk olma özelliğini taşıyan önemli eserler bırakmıştır. O, hayatında olduğu gibi ölümünden sonra da, büyük ilgi görmüş, geniş bir coğrafyayı etkilemiş ve adına nispetle Maturidilik diye bilinen bir düşünce…

Oku

MATÜRİDİYYE AKAİDİ – Bekir TOPALOĞLU

İmam Sabuni, bu önemli eserde bir yandan doğru itikadın nasıl olacağını açıklarken, bir yandan da gerek diğer itikadi fırkaların görüşlerinin butlanını izah ederek gerek de bu batıl itikad sahiplerinden gelecek muhtemel soruları yanıtlandırarak akidevi alanda bizlere güç kazandırıyor. İtikad, kelime anlamı olarak “bağlama, bağlanış” gibi anlamlara geliyor. Istılahi olaraksa insanın din ile kurduğu bağı ifade ediyor. Öyle inanıyorum ki, din ile kurduğumuz bağların, yani itikadımızın sağlam oluşu bizi ameli açıdan da güvenli bir konuma yaklaştıracak ve Sünnet- Rasulullah’ı (sallallahu aleyhi ve selem) takib etmek konusunda azmimze azim katacak. Bu zaviyeden…

Oku

İRADE HÜRRİYETİ ve İMAM MATURİDİ – M. Saim YEPREM

O halde problem temelinden çözülemezdir, çözülemiye-cektir. İnkârın da bir çözüm olmadığı apaçık bir gerçektir.Sevgili Peygamberimizin (s.a.) ve onun yolunda giden sahâbe-i kiramın (r.a.) ve selef-i sarihinin, kader münakaşa­larını şiddetle meneden tutumlarında ne büyük bir gerçek gizlidir.«Cebir de yoktur, tefviz de, ikisinin arasında bir orta yol vardır «formülü, isbatı yapılamıyan ve gerçekliğine tered­dütsüz inanılması gereken beri müteârafe (postulat) dir.”İnsanın irâde hürriyeti bir îmandır. Sorumluluğu an­cak böyle temellendirilir. îlâhî kaza ve kadere de inanmak îmanın şartlarından biridir. «Hayrı ile şerri ile kaderin Al­lah’tan geldiğine inanmanın» îmanın şartlarından biri ol­duğunu, bu konudaki delillere…

Oku

İSLAM TASAVUFUNUN MESELELERİ

İslâmın Bugünkü Meseleleri’nden farklı olarak sadece İslam tasavvufunun meselelerini ele almakta, fakat sosyolojik yaklaşımı ve inceleme metoduyla bir bakıma onu tamamlamaktadır. Tasavvufun İslâm’daki yeri nedir? Tasavvufî düşünce İslâm’a yabancı doktrinlerden mi gelmiş, yoksa onun içinde mi teşekkül etmiştir? Tasavvufta dış tesirler varsa, bunlar nelerdir ve İslâm ile ne derece telif edilmiştir? Günümüzde tasavvuf Türk aydınının zihnini ne bakımlardan meşgul etmektedir? Çağımızın tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji bilgileri hesaba katıldığında, tasavvuf üzerinde nasıl bir değerlendirme yapılabilir? Tasavvufî düşüncenin geleceği ne olabilir?

Oku

İSLAMIN BUGÜNKÜ MESELELERİ

Yüzyılımızın ikinci yarısı “İslam’ın Uyanışı” denilen bir olaya şahit oldu. Bu uyanış bir yandan İslam ülkelerinin siyasi ve iktisadi güç kazanmaları şeklinde ortaya çıkarken, bir yandan da İslamiyet’in bir inanç sistemi ve hayat nizamı olarak bütün dünyanın büyük ilgisini çekmesi şeklinde görünüyor. Bu kitapta işte bu uyanışın sebepleri, görünüşü ve karşılaştığı problemler ele alınmıştır. Yazara göre İslam dünyasının bugünkü problemleri siyasi ve iktisadi olmaktan çok kültür meseleleridir ve İslam’ın uyanışı tam bir kültür hareketi haline dönüştüğü zaman köklü ve kalıcı neticeler doğurabilecektir. Kitapta İslam dünyası bütün olarak incelenmekle birlikte esas…

Oku

MATURİDİDE BİLGİ PROBLEMİ – Hanifi ÖZCAN

Bilgi, çok eskiden beri filozofları meşgul eden bir konudur. Meselâ “bilgi nedir?” sorusunu Platon a kadar götürmek mümkündür. Yaklaşık XVIII. yüzyılın sonları ve XIX. yüzyılın ilk yarısında tam bir sistem olarak ortaya çıkan ve felsefenin ana problemlerinden biri olan “bilgi teorisi”, ya da epistemoloji üzerinde çok şey yazılmış ve söylenmiştir. Dinî epistemoloji, bir din felsefesi problemi olarak, bugün memleketimizde hemen hemen hiç ele alınmamış bir konudur ve bizde bu alanda yapılmış çalışmalar yok denecek kadar azdır. Mâtüridî, bir bilgi konusuyla eserine başlayan ve bu şekilde başlamayı adetâ bir gelenek halinde…

Oku

Mutluluğun Kazanılması – Farabi

Fârâbî, MS 870-950 yılları arasında yaşamış büyük Türk-İslâm filozofudur. O, klasik Yunan felsefesi, özellikle Yunan siyaset felsefesi ile İslâm’ı birbiriyle uzlaştırmaya çalışmış olan ilk filozoftur. Fârâbî, Platon, Aristotelesçi siyaset felsefesini İslâm’la bağdaştırmak, uzlaştırmak çabası ve bu amaçla gerçekleştirmiş olduğu sistemiyle İslâm düşüncesini ve kendisinden sonra gelen diğer filozofları derinden etkilemiştir. Fârâbî’ye göre İslâm’ın çeşitli anlaşılma biçimleri veya anlaşılma seviyeleri mevcut olabilir ve nitekim de mevcuttur. Bu seviyelerden biri, onu üzerinde hiçbir ciddi zihinsel, akılsal işlemde bulunmadan gelenekçilerin savundukları biçimde olduğu gibi harfi harfine almak ve anlamaktır. Bu, sokaktaki insanın, sıradan…

Oku

İdeal Devlet – Farabi

Fârâbî, MS 870-950 yılları arasında yaşamış büyük Türk-İslâm filozofudur. O, klasik Yunan felsefesi, özellikle Yunan siyaset felsefesi ile İslâm’ı birbiriyle uzlaştırmaya çalışmış olan ilk filozoftur. Fârâbî, Platon, Aristotelesçi siyaset felsefesini İslâm’la bağdaştırmak, uzlaştırmak çabası ve bu amaçla gerçekleştirmiş olduğu sistemiyle İslâm düşüncesini ve kendisinden sonra gelen diğer filozofları derinden etkilemiştir. Fârâbî’ye göre İslâm’ın çeşitli anlaşılma biçimleri veya anlaşılma seviyeleri mevcut olabilir ve nitekim de mevcuttur. Bu seviyelerden biri, onu üzerinde hiçbir ciddi zihinsel, akılsal işlemde bulunmadan gelenekçilerin savunduklan biçimde olduğu gibi harfi harfine almak ve anlamaktır. Bu, sokaktaki insanın, sıradan…

Oku

MATURİDİ’NİN AKİDE RİSALESİ ve ŞERHİ – Saim YEPREM

İslâm tefekkür tarihi içinde, iman esaslarının ve dolayısıyle İslâm dininin felsefesini yapan kelâm ilminin önemi yerli ve yabancı araştırıcılar tarafından kabul edilen bir husustur. İbn Küllâb el-Basrî yi, hatta “tekvin” ve “halku l-Kur ân” konusunda kelâmı bir yaklaşım sergileyen Halku efâli l-ibâd adlı eseriyle Buhârî yi göz önünde bulundurduğumuz takdirde hicri III. asırdan başlatabileceğimiz Ehl-i sünnet kelâmının tefekkür tarihimizdeki yeri ise başka bir önem taşır. Zira sünnî kelâm ekolleri büyük Müslüman çoğunluğunu asırlar boyu kendine bağlamayı başarmış ve literatürümüze hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından pek zengin eserler kazandırmıştır. Bibliyografik…

Oku