Bu Kategoridesiniz : / 18 Aralık 2016 Pazar 22:43

Fetö Gibi Tehditlere Karşı Maturidi Çözüm

BÂTINİLİK TEHDİDİNE MATURİDİ ÇÖZÜM

Bâtınilik Nedir?

“Gizli olmak, bir şeyin içyüzünü bilmek” “Bâtıniye” gizli olanı ve bir şeyin içyüzünü bilenler” manasına gelmektedir. Bu kişiler hangi görüntü altında olursa olsun bunlara Bâtıni, izledikleri yollarına da Bâtınilik denir. Şia’nın kollarından sayılır.[1]

Bâtıniliği belirli bir mezhebin özelliği ya da tek başına bir mezhep gibi düşünmek yanıltıcı olur. Değişik mezhepler ve İslam dışı bazı dinsel akımlar içinde bu yolu benimseyenler vardır. İsmailiye adıyla anılmışlar, zamanla gizli bir örgüt haline gelmişlerdir. Farklı coğrafyalarda farklı görüntüler ve kimlikler altında kendi inanç sistemlerini oluşturarak İslam dünyasında kesin olarak ayrılığa sebep olmuşlardır.[2]

Bâtıni zihniyetinde olanları gerek Kuran’ı gerekse dini emirlerin, akidelerin ve ibadetlerin zahiri ve hakiki şekillerini reddederek, bunların bir takım rumuzlardan ibaret olduğunu; Kuran kelimelerinin, namaz, oruç gibi tabirlerin hakiki manalarının büsbütün ayrı şeyler olduğuna inananlardır. Bunlara göre din emirlerine bağlanmak halkın cehaletinin eseridir. Bâtıni zihniyet sahipleri hiçbir dini ve ahlaki kayıt ile yükümlü olmamak neticesine varırlar. Onların bazılarına göre imam olmak, peygamber olmaktan daha büyük bir şeydir. İmamlar hem peygamber hem de Allah sayılabilirler.[3]Demektedirler.

Bâtınilik Bir Zihniyettir

İslam dininde akıl ve vahiy örtüşür, çatışmaz. Ayetleri yorumlarken lafızdan manaya gitmek zorundayız. Manadan lafza gittiğimizde burada bir keyfilik ve kontrol edilemeyen bir durum ortaya çıkıyor. Bâtınilik bir zihniyettir ve bu zihniyetin İslam öncesi kökleri vardır.[4]

Şimdiki durumda ise Bâtıni zihniyet her cemaatin, tarikatın ve farklı grupların hatta kamu kurumlarının içerisine kadar sızmıştır. 15 Temmuz 2016’da yaşananlar bu zihniyetin “Fetö” yapılanması adı altında ne kadar tehlikeli, sinsi planlar içerisinde bulunabildiklerini göstermiştir. Sinsi planlarını toplumun kabul ettiği dini, milli görüntüler ve pozlar vererek saklamışlardır. Milletin dini ve milli değerlerini kötü emellerine alet ederek kan emici sülükler gibi maddi ve manevi çıkar sağlamışlardır. Devletin bekasıyla, milletin dini duygularıyla tehlikeli oyunlar oynarken dindarlık ve manevi makam maskesini kullanmışlardır. Bunlar için Allah adına konuşmak, peygamberi kendi yalanları için kullanmak sıradan bir zındıklık halini almıştır. Ayrıca bu heriflerin gözleri muslukludur, istedikleri zaman muslukları açıp gözyaşı dökebilirler. Bu zihniyetin fanatikleri için Kuran’dan kendilerine ebcet cifir hesapları ile işaret çıkarmak çerez çıtlatmak kadar kolaydır. O sayılır bu sayılmaz, elifler sayılsa şöyle olur, sayı ve mana tutmadı mı istediğini çıkar istediğini ekle.  Hâşâ! Kuran sanki bu zındıkların yazboz tahtasıdır. Zalimler için yaşasın cehennem! Kendi elleriyle yazdıkları kitaplar hakkında bunlar bana yazdırıldı diyenler. Kitaplarına Kuran’ın bir mucizesi diyenler. Kendi yazdıkları kitaplarının isimlerini Hz. Ali’nin isimlendirdiğini söyleyenler. Doğa olaylarının kendi okudukları kitaplarla ilgili olduğunu söyleyenler. Hatta depremin bile kendilerine ilişilmesi nedeniyle olduğunu söyleyenler. Daha da ilerisi bu kitaplarımı okuyanlar, sadakatle bağlananlar imanla cennete giderler diyebilecek kadar cenneti kendi gurup ve cemaatleri için parselleyenler;  hepsi batini zihniyetin, adı ve görüntüsü ne olursa olsun sahipleridirler.[5]

Günümüzde insanların farklı alan ve görüntüler altında Bâtıniliğin değişik şekilde ortaya çıkışlarının olduğunu ifade etmek gereklidir.[6]

İşte, konumuzun önemi tamda burada başlıyor. Bâtıniler ne düşünüyor ne yapıyorlar bana ne diyebilir bazıları; bir bakıma da haklı sayılabilirler. Ama bu Bâtınilik denen zihniyet kendi çıktığı coğrafyada ve grupta kalmamış, bulduğu her fırsatı ve ortamı değerlendirerek oraya sızmıştır. Bu herifler sızıntıyı çok severler. Bu sızıntılar neticesinde kendisini ehl-i sünnetim, şu mezheptenim, bu tarikat ve cemaattenim diyen her kesim Bâtıniliğin fikirlerinden değişik şekillerde etkilenmiş, Bâtıni fikirleri kendi iman ve itikadı haline getirerek, tam bir bağlılıkla çok etkili birer savunucusu haline gelmişlerdir. Bilgisizlik, araştırmadan, eleştirmeden gelen görüşleri kabul etmek, okuduğu kitapları başka kaynaklarla denetlemeden okumak, sürü mantığı ile hareket ederek fanatikliği ve taklitçiliği kendisine yol edinen ruh hastası, at gözlüğü ile âleme bakan bir anlayışla hayat yaşayan grup ve insanların Bâtınilik gibi tuzaklara yakalanmaları çokta garipsenecek bir hadise değildir. İnsanlar her zaman gizli kapaklı şeylere ilgi ve merak salmışlardır. Esrarlı sözlere, gizli gizemli insanların hallerine ilgi duymuşlardır. Hiç şüphesiz bu merakı bazı uyanık ve tilki akıllı zeki insanlar, fırsatı ganimet bilip kullanmışlardır. Gizli, gizemli ya da manevi hallerin makamların ispatı mümkün değildir. İnsanlara verilen makamlar ya da hallerin de ispatı yoktur. Her insan kendine bir makam verebilir ya da başkaları tarafından ona makam mevki siparişi yapılabilir. Halk tabiriyle şeyhi uçuran mürididir. Hatta halk arasında delilere, meczuplara evliya nazariyle bakıldığı bilinen bir gerçektir. İşte bu makam üzerinden alınan telkinler, sözler kitaba bağlı değil hayalidir. Söyleyen kişiyi bağlar, başkalarını ilgilendirmez, ilgilendirmemelidir. Ne yazık ki aklını kullanmayan bazı kişiler, bu türden hayali, deli saçması, ipe sapa gelmez söz ve atmaları yutmakta ve avlanmaktadırlar.[7]

Bu Bâtıni zihniyetin sahiplerine göre; kendi imamları, hocaları, üstatları, şeyhleri, önderleri her ne vasıfta olursa olsun. Resulullah’ın kendilerine sırlar bıraktığı vekillerdir. Bu vekillerin her söylediği doğrudur. Hata yapmaktan unutmaktan ve günah işlemekten masum olduklarına inanılan kişiliklerdir.[8]

Hâşâ! Allah’ın kusursuzluk sıfatını, peygamberin ismet sıfatını bu konumda kabul ettikleri ölümlü, kusurlu, hatalı, unutkan, günahlı bu güruhun başlarına veriyorlar. Bu şahısları hatasız görerek, fikirlerini eleştiriye tabi tutmadan kabul ediyorlar. Hatta bu şahıslara yapılan eleştiriyi kabul etmeyerek şiddetle karşı çıkıyorlar. Kendi önderlerini bu asrın sahibi, müceddidi her türlü makamın kendisinde bulunduğunu sanan bir güruh hayatımız içinde yer almaktadır. Ne yazık ki bu görüşlerin Kuran’ın bize öğrettiği din ve iman esaslarıyla hiçbir ilgisi ve alakası yoktur. Bâtınilik zihniyetinin temel referansı Hz. Ali ve Ehli Beyttir. Hâlbuki Hz. Ali ve temiz Ehli Beyt bunların söyledikleri yalan ve iftiralardan uzak ve temizdirler.[9]

Ebu Cühafe’den sahih olarak şu rivayet nakledilir; “Ben Ali Ebu Talip’e : -Allah’ın kitabında bulunandan başka yanınızda vahiyden bir şey var mıdır? Diye sordum. Ali (r.a) –Hayır, yoktur. Taneyi toprak içinde yaran ve insanı yaratan Allah’a yemin ederim ki, benim bildiğim şey, ancak Allah’ın Kuran’daki hükümleri anlama hususunda insana ihsan etmekte olduğu anlama kabiliyetidir.”[10]

Gizli kapaklı Bâtınilik yolunda örgütlenen bu şahıslar kendilerine, yazdıkları kitaplarına bir makam ve değer kazandırmak ve ayrıca grubunu cemaatini zinde tutmak, kandırabilmek için böyle bir manevi sahtekârlığa başvuruyorlar. Özellikle Hz. Ali’yi ve Hz. Ali’nin imamlığından yola çıkarak kendilerine manevi uydurma makamlar elde ediyorlar.[11]

Bu şahıslar;

Allah’ın bilgisine benzer şekilde bilgiyle donatıldığını ileri sürerek insanlar üzerinde tasarruf sahibi olduğu görüntüsünü verirler. Şöyle ki o kutsi kişiler – hâşâ – Allah’ın bilmediğini bilirler! Bunlar dini meslek edinirler yani onu geçim aracı yaparlar. Fanatik bağlıları: Dini önder kabul ettiği kişinin açıkça İslam’la çelişen ve aykırı düşen görüşlerini din adına meşrulaştırır ve onu rableştirir. Vahiyden kopuk din üreterek, kutsalı her türlü haksızlığın ve sömürünün aracı yapmaktadırlar. Kendisini hakikatin ve kurtuluşun hamisi görürler. Allah’ın şeyhin suretinde göründüğü yalanını uydururlar.  [12]

Maturidi çözüme geçmeden önce sonuç olarak:                                       

Allah’ın Hz. Peygamber’e vahyettiği dinde gaybı Allah bilir, eğer dilerse peygamberine bildirir. Dolayısıyla İslam’da özel bilgilere ulaşan bir sınıf yoktur. Ancak, dinden sonra dinsellik denilen alanda bir ruhani sınıfın icat edildiği gerçektir. Hakikate bizzat tanıklık ettiğini söyleyen ruhanilerin din anlayışı, kayıtsız şartsız mensubiyete dayanır. Öyle ki, Bâtıni bilgilere ulaşan kutsal otorite, kendine intisap eden kişinin her şeyini, hatta aklından geçeni kontrol eder. Fakat müntesip, bağlı bulunduğu kutsal otoritenin din adına söylediklerini sorgulayamaz. Soru bile yöneltemez. Neden? Çünkü benimsenen din anlayışına göre bu özel kişi, Hz. Peygamber’in görünen suretidir. Hâlbuki herkes Hz.Peygamber’e soru sormuş, hatta ashaptan bazıları Hz. Peygamber’in bazı içtihatlarına katılmadıklarını açıkça ifade etmişlerdir. Giderek fanatizme ve baskıya bürünen bu anlayış; cepheleşmeyi; politik ve bürokratik baskıyı, şiddeti besleyen içeriğe sahiptir. Kutsal otorite tarafından söylenen her sözü doğru gören ve emir kabul eden bir kişi, aynı zamanda her türlü kötülüğü yapmaya açık bir kişiliktir.[13]

Maturidi Görüş, Maturidi Çözüm: Maturidi ilham ve keşfi bilgi kaynağı olarak kabul etmez.

Maturidi, ilhamım geldi keşfim geldi diyen desteksiz atışlara yol vermez.  İlham ve keşfi bilgi kaynağı olarak kabul etmez. Delil ister, ispat ister, uygulamasını görmek ister. Çünkü Matüridi’ye göre ilham ve sezgi/kalbe doğma doğruluğu herkesçe kabul görecek bir bilgi kaynağı değildir. Onların sağladığı bilgi, kişiseldir, görecelidir, başkalarını bağlamaz. Herkes, kendisinin doğru olduğunu ve kendisinin hakikati bildiğini iddia eder.[14]

Onun için somut olmayan, ispatlanamayan, uygulaması yapılmayan bilgi, gelecekten keşfettim kalbime geldi gibi ifadeler ilim değil hezeyan olur. Bu şartlar bilinmedi bu şartlar bilinmediği için İslam âlemi deliler ve şizofrenleri asırlarca evliya zannetti. Ayeti kerimenin ifadesi ile  “Bilmediğiniz şeyin arkasında gitmeyin” demek size ispatlanamayacak bilginin arkasından gitmeyin demektir. Hz. Peygamberinde “faydasız bilgiden Allaha sığınırım” sözünün manası ise uygulaması olmayan hiç bir bilgi; bilgi değil sadece lakırdıdır. Vesselam.[15]

Halen daha bu hastalık devam etmekte ve tesirlerini göstermektedir. İşte bunun için Maturidi’nin akılcı, delilci, ispatçı yaklaşımları gelen bilgilere eleştirel ve sorgulayıcı yaklaşımı masumiyet, kutsaliyet kılıfına bürünmüş Bâtıni sapkın görüş ve yaklaşımları deşifre eder. Geçit vermez.[16]

Düşünmeyen ve düşündürtmeyen bir zihniyet akıl ve vahye karşı olan bir zihniyettir.

Kendi sapkın ve Bâtıni zihniyetleri için her tarafa çekilebilecek kişiler yetiştirir. Maturidi düşünce ise hürriyetini, hür iradesini, hür düşüncesini, özgür bir şekilde kullanabilen kişiler yetiştirir.[17]

Maturidi, dinin kaynağının Kuran ve akıl olduğunu söylemiştir.

Kuran’ı Kerimde 700 den fazla ayet düşünmeyi ve aklı çalıştırmayı emretmiştir.  “İnsan şunu da bilir ki kendisine düşünmemeyi telkin eden his şeytani vesveseden başka bir şey değildir; çünkü böyle bir davranış ancak şeytanın işi olabilir, amacı da kişiyi aklının ürününü toplamaktan alıkoymaktır.”[18]

Akıl Tanrı’nın insana verdiği en büyük nimettir.

Müslümanların son iki asırdır yaşadığı bütün olumsuzlukların temelinde aklın etkin kullanılmamasının ötesinde, aklın itibarsızlaştırılmasının yattığını söylemek abartı sayılmasa gerektir. Son iki asırdır, çıkış yolu arayanların cılız da olsa aklı hatırlamalarına rağmen, yaygın din anlayışının akli temellerinden gittikçe daha fazla uzaklaştığını söylemek mümkündür. Müslümanların her şeyden önce insanca yaşayabilmek için aklı yeniden keşfetmelerine ihtiyaç vardır. [19]

İnsan, kelimenin tam anlamıyla bir akıl varlığıdır.

Akıl insana her zaman doğruyu gösterir. Maturidi, “Akıl her türlü işin konum ve düzenlenmesinin kendisine dayandırılması gereken bir temeldir.”[20] Demektedir.

Müslümanların şiddet sarmalından çıkabilmeleri, İslam’ı bir tür siyasal ideolojiye indirgeyen, bütün çözümleri “iktidar”ı ele geçirmekte gören, din ve siyaseti özdeşleştiren tepkisel çarpık anlayıştan kurtulabilmelerine bağlıdır. Bu doğrultuda görüşleriyle bize ışık tutabilecek tek isim Maturidi’dir.[21]

Bu bağlamda Maturidi din ve siyaset ayrımı yaparak meselenin çözümüne ışık tutmuştur.[22]

Baş ağrıtan bireysel ve toplumsal sorunların hiçbirisi dinden ve din anlayışından bağımsız değildir. Ezilmişlikten kaynaklanan güçperestlik ve kör şiddet dini referanslarla meşrulaştırılmaktadır. Dinin sembolik birleştiricilik işlevi bile anlamını yitirmeye başlamıştır. Bazı ayrılıkçı duruşlar, dinden meşruiyet bularak varlıklarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar.[23]

Birey ve toplum hayatımızı tehdit eden, referansını dini söylemlere dayandıran sapkın ve saptırıcı Bâtıni zihniyetlere karşı Maturidi’nin görüşleri yeni bir medeniyet arayışında çözüm yollarını göstermektedir. Maturidi görüş ve düşünceyi benimseyip hayata geçirenler, hiçbir şekilde sapkın, şeytani, Bâtıni söylem ve eylemlere itibar etmeyeceklerdir. Devletimizin kurucu aklı da yetişen genç nesillerin fikri hür, vicdanı hür olarak yetişmelerini istemiştir.

Bu manada Maturidi düşüncede, Maturidi Yesevi Otağı olarak temel prensibimiz özgür düşünce, özgür irade, hür bireyler fikrini geliştirmek ve yaşatmaktır.[24]

Yazar: Yusuf KOCATÜRK

Yazıyı Buradan İndirebilirsiniz



Kaynaklar

[1] Ana Britannica Ansiklopedisi; “Hasan Sabbah maddesi” c.15,İstanbul-1983.

[2] Ana Britannica Ansiklopedisi; “Batıniyye maddesi” c.6,İstanbul- 1983.

[3] (Şehristani, s,137) Yusuf Ziya YÖRÜKAN Müslümanlıkta Dini Tefrika Bâtınilik-Hazırlayıcı Amiller, s.99-100.

[4] Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Hasan Onat.

[5] Yusuf KOCATÜRK

[6] Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı

[7] Yusuf KOCATÜRK

[8] İmamiye’ye Göre Halifenin Mevkii Mezhepler Tarihi Prof. Muhammed Ebu Zehra, s.61.

[9] Yusuf KOCATÜRK

[10] Buhari, Chad, 170/247

[11] Yusuf KOCATÜRK

[12] Öteki Din, Üretenler ve Yönetenler, Nadim MACİT, Berkan Yayınevi, Ankara,2013.

[13] Öteki Din, Üretenler ve Yönetenler, Nadim MACİT, Berkan Yayınevi, Ankara,2013.

[14] Maturidi Kitabu Tevhid.

[15] Dr.Ali İhsan Kılıç

[16] Yusuf KOCATÜRK

[17] Yusuf KOCATÜRK

[18] Maturidi, Kitabu’t-Tevhid, 172.

[19] Prof.Dr. Hasan ONAT, Yeni Bir İslam Medeniyeti İçin Maturidi ve Maturidiliğin Önemi

[20] (Maturidi, 2002, 285)

[21] Prof.Dr. Hasan ONAT, Yeni Bir İslam Medeniyeti İçin Maturidi ve Maturidiliğin Önemi

[22] Yusuf KOCATÜRK

[23] Prof. Dr. Hasan ONAT, Yeni Bir İslam Medeniyeti İçin Maturidi ve Maturidiliğin Önemi

[24] Yusuf KOCATÜRK

Print Friendly, PDF & Email

 benzer haberler

Kamu Oyuna Duyuru  

Kamu Oyuna Duyuru

Bahtiyar Vahabzade’nin Ana Dili Uğrunda Verdiği Mücadele  

Bahtiyar Vahabzade’nin Ana Dili Uğrunda Verdiği Mücadele

İlim Şehrinin Kapısı Hz. Ali  

İlim Şehrinin Kapısı Hz. Ali