Bu Kategoridesiniz : 30 Eylül 2017 Cumartesi 18:57

İlim Şehrinin Kapısı Hz. Ali

Divan Şiirinde İlim ve İrfan Timsâli Hz. Ali

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Güftâ*

Özet: Yüksek ahlâkî ve insanî vasıflar bakımından müstesnâ bir yere sahip olan Hz. Ali, Divan şiirinde “kahramanlık, cömertlik, ilim, irfan ve velayet timsâli” olarak ele alınmış ve bu seçkin nitelikleriyle de hemen hemen her kesimden şaire ilham kaynağı olmuştur. Özellikle ilminden ve velîliğinden bahsetmek Türk şiirinde bir gelenek hâlini almıştır. Hz. Ali, ilme, ilmin üstünlüğüne ve ilim tahsiline çok önem vermiş, sahip olduğu ilmin enginliğinden dolayı da bir hadîs-i şerîfte “ilim şehrinin kapısı” olarak nitelendirilmiştir. Divan şairleri, Hz. Ali‟nin ilme ve ilim tahsiline verdiği değeri takdir etmişler ve bundan dolayı onu şiirlerinde ilim ve irfan âbidesi olarak tasvir etmişlerdir. İşte bu çalışma, Hz. Ali‟nin ilme vukufunun Divan şiirindeki yansımalarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır.



Ali As a Great Example of Knowledge and Wisdom in Classical Ottoman Poetry

Abstract: Ali, an exceptional figure revered for his excellent ethical and humanly qualities, has been portrayed in classical Ottoman Poetry as an “example of heroism, generosity, knowledge, wisdom, and sanctitiy”, and these distinguished qualities of his has inspired poets from different sections of society. It has become a tradition in Turkish poetry to mention particularly his knowledge and sanctity. Ali paid much importance to knowledge, to thesuperiority of learnedness, and to acquiring knowledge. Having mastered a vast body of knowledge, he has been described in a holy hadith as “the gate to the city of knowledge”. Ottoman Poets recognized and appreciated the great value Ali attached to knowledge and acquiring knowledge, and therefore, depicted him in their poems as a monument of knowledge and wisdom. This study has been conducted in order to determine Classical Ottoman Poetry reflections of Ali‟s possessing knowledge of thelogy.

Ebü‟l-Hasan Alî b. Ebû Tâlib, M. 598 yılında Mekke‟de doğdu. Ebû Tâlib‟in en küçük oğludur. Babası, Hz. Muhammed‟in amcası Ebû Tâlib, annesi Fâtıma bint Esed b. Hâşim‟dir. Hz. Peygamber, Mekke‟de baş gösteren kıtlık üzerine amcası Ebû Tâlib‟in yükünü hafifletmek için Hz. Ali‟yi himayesine almış ve onu yanında büyütüp yetiştirmiştir. Hicretin ikinci yılında onu kızı Fâtıma ile evlendirmiştir. Hz. Hasan ve Hüseyin bu evlilikten dünyaya gelmişlerdir.

Rivayetlere göre Hz. Ali, geniş omuzlu, ortaya yakın kısa boylu, güzel yüzlü, koyu esmer tenli, iri siyah gözlü, kalın pazu ve kalın baldırlı, sık ve geniş sakallı biridir. Hz. Ali, dört büyük halifenin sonuncusudur. M. 656-661 yılları arasındaki halifeliği döneminde İslâmiyetin yayılması için büyük hizmetler ifa etmiştir. M. 661‟de şehit edilmiştir(Hasan İbrahim Hasan, 1987:I, 340-350; Ahmet Cevdet, 1985:III, 158-165; Fığlalı, 1989:II, 371-374; Huart, 1997:I, 306-309; Bayoğlu, 1986:152; Tulum, 2001: 273-276). Hz. Ali, yüksek insanî ve ahlâkî vasıflarıyla İslâmiyetin örnek şahsiyetlerinden biridir. İslâm tarihi boyunca Hz. Muhammed‟den sonra adından en çok bahsedilen İslâm ü büyüğüdür.

Hz. Peygamber‟e olan yakınlığı, dinî ve tarihî kişiliği, faziletleri, cesareti, yiğitliği, ilmi, irfanı ve velîliği ile Şark-İslam edebiyatlarındaki her mezhep, tarikat ve meşrepten şairlerin sevgisi ve ilgisine mazhar olmuştur. Türk edebiyatında da ona geniş yer verilmiş, onun kahramanlığını, faziletlerini, ilmini, irfanını ve velîliğini en iyi ifade edenler Divan şairleri olmuştur.

Divan şairlerinde Hz. Ali‟ye karşı derin bir sevgi ve içten bir bağlılık sezilmektedir. Şairler, müstakil ve müşterek olmak üzere onun hakkında birçok na„t yazmışlardır. Divan şiirinde Hz. Ali, bazen ilk üç halifeyle veya oniki imamla birlikte, bazen sadece kendisi için müstakil yazılan na„tlarda, bazen Hz. Peygamber‟e yazılan na„tların son bölümlerinde, bazen de kaside ve gazellerin münferit beyitlerinde “kahramanlık, cömertlik, ilim, irfan ve velayet timsâli” olarak anılmış, bu seçkin vasıflarıyla çeşitli teşbih, telmih ve mukayeselere konu edilerek övülmüştür. Divan şiirinde Hz. Ali‟nin ilme vukufundan ve irfana mazhariyetinden övgüyle bahsedilmiştir. Divan şairleri, Hz. Ali‟nin ilim sahibi olmasını, sözlerinde ve uygulamalarında ilmi üstün tutmasını ve ilim tahsiline önem vermesini takdir etmişler, bu özelliklerinden dolayı onu ilim ve irfan âbidesi olarak tavsif etmişlerdir. Onun ilme ve irfana vukufuna dair Divan şiirindeki övgü dolu beyitlerin çokluğu bizi de etkilemiş ve bu konuda araştırma yapmaya sevketmiştir.

İşte bu çalışmayı, Hz. Ali‟nin ilme ve irfana vukufunun Divan şiirindeki yansımalarını tespit etmek amacıyla yaptık. Burada Hz. Ali‟nin hayatı, kişiliği ve hilafeti etrafında cereyan eden tarihî hadiseleri araştırmak ve bunlar hakkında hüküm vermek gibi bir gayret içerisinde olmadık. Bu araştırmamızın muhtevasını, Divan şiirine yansıyan Hz. Ali‟nin fazileti, onun ilim, irfan ve velayet sahibi oluşu, ilminin kaynakları, kapsamı ve tesirleri, “ilim şehrinin kapısı” olduğunu bildiren hadîs-i şerîfe mazhariyeti ve kendisinin söylediği rivayet edilen ilim muhtevalı hikmetli sözleri teşkil etmektedir. Bu vasıfları, “Fazileti”, “İlminin Kaynakları, Kapsamı ve Tesirleri”, “İlim Şehrinin Kapısı”, “İlim Muhtevalı Hikmetli Sözleri”, “İrfan” ve “Velayet” olmak üzere altı başlık altında topladık. Şimdi Hz. Ali‟nin sahip olduğu bu vasıfların Divan şiirine nasıl yansıdığını tespit etmeye ve örneklendirmeye çalışacağız.

Makalenin devamı için tıklayınız

Print Friendly, PDF & Email

 benzer haberler

Atatürk ve Cumhuriyet  

Atatürk ve Cumhuriyet

Atatürk ve Afganistan  

Atatürk ve Afganistan

Leo Strauss’da Din Ve Siyaset Üzerinden Neo-Conlar  

Leo Strauss’da Din Ve Siyaset Üzerinden Neo-Conlar