Bu Kategoridesiniz : 15 Ağustos 2018 Çarşamba 07:14

İmâm Maturidî’nin Deist Eleştirilere Karşı Nübüvvet Savunusu – Doç. Dr. İbrahim ASLAN

İmâm Maturidî’nin Deist Eleştirilere Karşı Nübüvvet Savunusu – Doç.Dr. İbrahim ASLAN

Giriş

İslâm, dinî muhtevasını, Hz. Muhammed’in, ‘risâlet’ ve ‘vahiy’ olarak da nitelenen ‘nübüvvet’ tecrübesinden almıştır.

Beşer ile aşkın varlık arasında gerçekleşen bu tecrübe, Allah’ın peygamber olarak seçtiği kişi ile ait olduğu dil evreni içerisinde dolaylı, tek yönlü, gizli ve hızlı olarak gerçekleşen sözlü iletişimini niteler. Kur’ân, ilk kez Hz. Adem ile, son kez de Hz. Muhammed ile temsil edilen nübüvvetin, tarihte ‘kesintili’ bir süreklilik içerisinde iki önemli esasa temel sağladığına işaret eder.1

Biri, nübüvvetin hakikat ve hidayetin nihaî otoritesi olması, diğeri ise nübüvvetin ilahî buyrukların beyanını mümkün kılan tek seçenek olması.

Bu iki unsuru temsil eden nübüvvet, Hz. Muhammed ile bir yandan Tevrat ve İncil gibi Kur’ân öncesi ilahî mesajlara dayanan dinî tasavvurların zaman içerisinde tahrife uğramış olan yönlerini tashih ve tahkik etmiş; diğer yandan ise pagan kültür ortamlarında ortaya çıkan inançları temelsiz (bâtıl) olarak hükme bağlamıştır. Bu değer biçici konum, doğal olarak, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin iki açıdan tartışılmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre nübüvvet kültüründen haberdar olan Yahûdî ve Nasârâ 3 , Hz. Muhammed’in peygamberliğinin teolojik değerini; Berahime, Seneviye, İlhâd ve Dehriye vb. vahiy geleneğinin dışında kalan bazı düşünce ve inanç çevreleri ise, Kur’ân’ın bağlayıcılık değerini yani muhtevasını tartışmaya açmışlardır.4 Nübüvvetin ilk bağlamı, ‘meşruiyet’, ikincisi ise ‘makuliyet’ tartışması olarak gelişmiştir.

Matûrîdî (h.333/944), İslâm düşüncesinin Basra, Bağdat, Kufe ve Medine gibi öne çıkan teşekkül ortamlarından oldukça uzak olan bir kentte, bugünkü Özbekistan’ın Semerkant bölgesinde yetişmiş isimlerinden birisidir.

O, her ne kadar, Tevrat ve İncil ile Kur’ân’ın muhtevası arasındaki bağa5 dikkat çekerek Hz.Muhammed’in nübüvvetinin meşruiyeti üzerinde durmuş ise de, Berahime adıyla bilinen felsefî-teolojik bir çevrenin deist eleştirileriyle gündeme gelen makuliyet tartışmalarıyla daha ziyade ilgilenmiştir.

Bilindiği üzere deizm kavramı, Batı’da Aydınlanma düşüncesi içerisinde Eski ve Yeni Ahit kaynaklı teolojilere ve kilisenin temsil ettiği dogmatik akideye karşı bir aksu’l-amel olarak XVII. yüzyılda özellikle İngiltere’de kullanılmıştır. Kutsal olarak kabul edilen bir metni ya da kutsal ile ilişkisi olduğuna inanılan bir peygamberi kesin olarak reddeden bu düşünce, ilk kez İngiliz düşünür Edward Herbert (ö.1648) tarafından savunulmuş; sonrasında ise Newton (ö.1727), Voltaire (ö.1778), Jean-Jacques Rousseau (ö.1778) ve Thomas Paine (ö.1809) gibi önemli isimlerle temsil edilmiştir.6

Makalenin devamını okumak için tıklayınız – İmâm Maturidî’nin Deist Eleştirilere Karşı Nübüvvet Savunusu – Doç. Dr. İbrahim ASLAN

Print Friendly, PDF & Email

 benzer haberler

Türk Dünyasının Birliği Ve Türk Medeniyetinin Yeniden Dirilmesinde Dinin İşlevi  

Türk Dünyasının Birliği Ve Türk Medeniyetinin Yeniden Dirilmesinde Dinin İşlevi

Mâturîdî İlminin Kazak Düşünürlerine Tesiri  

Mâturîdî İlminin Kazak Düşünürlerine Tesiri

Türk Müslümanlığı Maturidilik  

Türk Müslümanlığı Maturidilik