Bu Kategoridesiniz : / 04 Ağustos 2017 Cuma 04:10

İran’daki Türkler Ne İstiyor?

İran’da yaşayan Türkler giderek kimliksel ve ekonomik ayrımcılığa seslerini yükseltiyorlar. Ruhani’nin yeni döneminden pek de ümitli olmayan Güney Azerbaycan Türkleri uluslararası medyaya ve Türk Dünyasına seslerini duyurma mücadelesi veriyorlar.

TEBRİZ (QHA) –

İran adlanan bölge 10. yüzyıl’dan itibaren Türk halklarının göç ettiği yurt edindiği bir coğrafya olarak biliniyor. Birçok Türk hanedanın yönettiği bu coğrafyada 1828 yılında imzalanan Türkmençay anlaşması ile Azerbaycan Türkleri ikiye bölünmüş, kuzeyde kalan Azerbaycanlılar ilerleyen tarihlerde Rus hakimiyeti altına girerken Güney Azerbaycan Türkleri ise 1924’te Fars milliyetçisi Pehlevi rejimi ile zorlu bir sürece girrmiştir. Pehlevi rejimi Türk dilinin yasaklandığı ve bir Fars-İran kimliğinin inşa edildiği bir dönemdi.

Güney Azerbaycanlı Türk kimliği sürekli baskı altında tutulmuş ve “Azeri” gibi bazı İrani sıfatlarla asimile edilmeye çalışılmıştı. İran’daki İslam devrimi sırasında (1979) Azerbaycan Türkleri Pehlevi rejimine karşı ayaklanmıştı. Devrimin hemen sonrasında ise Azerbaycan Türklerinin talepleri göz ardı edildi. Türklerin dini lideri Şeriatmedari ev hapsine mahkum edildi. Şeriatmedari Türk diline özgürlük ve Azerbaycan bölgesine otonomi istiyordu. İslam rejimi ilerleyen vakitlerde aslında Pehlevi rejiminin Farsist reflekslerinde çok da uzak olmadığını kanıtladı. Türklere karşı İran medyasındaki hakaretler devam etti.

Güney Azerbaycan’daki Türklerin sorunları

2006 yılına gelindiğinde İran’ın resmi gazetelerinde yayınlanan ve Türklere hamam böceği isnadı getiren karikatür büyük bir infiale yol açtı. Güney Azerbaycan’da Tebriz, Urmu ve Erdebil başta olmak üzere birçok şehirde büyük ayaklanmalar çıktı. Devrim muhafızları ile çatışan kalabalıklar can kayıpları yaşadı.

19 Mayıs 2017’de İran’da başkanlık seçimlerini Hasan Ruhani kazandı. Ruhani ikinci başkanlık dönemine girerken Güney Azerbaycan bölgelerinden önemli destek aldı. Ancak Türklerin genel problemlerinin ve isteklerinin çözüme kavuşturulacağına dair ümitler zayıf.

Ruhani bir önceki döneminde de Güney Azerbaycanlılara Türkçe dizelerle seslenmiş ve önemli vaatlerde bulunmuştu. Bunlardan başlıca olan ikisi Urmu Gölü’nün kurumaktan kurtarılması ve Türk Dil Kurumu’nun İran’da yaşayan Türkler için açılmasıydı. Ancak Ruhani geçtiğimiz dönemde her iki vaadini de gerçekleştiremedi. Bunun neticesinde Ruhani Tebriz ve Urmu mitinglerinde halkın protestosu ile karşılaştı. Urmu gölüne Hazar Denizi’nden su aktarılacağını söyleyen Ruhani buna dair projeleri hayata geçirememişti. Türk Dil Kurumu projesi ise Azerbaycan kültür evine dönüştürülerek büyük bir hayal kırıklığı olarak kaldı.

En hayati iki konu: Türk dili ve Urmu Gölü

İran’daki Türklerin bugün temel ve hayati olarak gördükleri istekleri bulunuyor. Özellikle kendilerini İran’ın Farsileştirme çabalarının bir sonucu olan Azeri sıfatı yerine Türk olarak adlandırılmalarını istiyorlar. Bunu  “Haray Haray Men Türk’em” adlı sloganları ile her defasında dile getiriyorlar. Ayrıca İran Anayasası’nın 15. maddesine dayanarak Türk dilinin öğretilmesini ve Türk dilinde eğitimin verilmesini talep ediyorlar.

Bir diğer önemli talepleri ise Türkiye sınırına 60 km uzakta olan Urmu Gölü’nün susuzluktan kurtarılması. Urmu Gölü dünyanın en büyük 4. tuz gölü olarak görülüyor. Bu nedenle Urmu Gölü’nün kuruması halinde tuz fırtınaları gibi çevresel felaketlere yol açacağından korkuluyor. Güney Azerbaycanlı Türk aktivistler Urmu Gölü’nün İran rejimi tarafından kasıtlı olarak kurutulduğu görüşünde. Türkiye sınırındaki Türk nüfusun İran’ın iç bölgelerine yerleştirilmesinin hedeflendiği konuşuluyor. Bu iddialarına kanıt olarak da Urmu Gölü’nün kaynakları olan akarsular üzerine yapılan sayısız baraj ve gölün ortasından geçirilen köprü inşasını başlıca nedenler olarak gösteriyorlar. Iğdır’dan Hakkari’ye uzanan İran sınırındaki Maku, Hoy, Çaldıran ve Urmu gibi şehirlerde Türklerin çoğunlukta olduğu biliniyor.

İran’da yaşayan Türklerin bir diğer şikayeti ise dengesiz kalkınma. İran’da Kirman, Fars ve İsfahan gibi Fars yoğunluklu eyaletlerde sanayi atılımları yer alırken Güney Azerbaycan’daki eyaletlere bu yatırımların yapılmadığı belirtiliyor. Bunun sonucunda Güney Azerbaycan Türklerinin adı geçen eyaletlere işçi göçü verdiği ve bunun sonucunda birçok Türk’ün o bölgelerde asimilasyona kurban gittiği belirtiliyor. Ayrıca İran’da her eyaletin vergilendirme sistemi farklı olarak işletiliyor. Bu vergi oranlarına baktığımız zamana ise Güney Azerbaycanlıların bölgelerinde vergi oranların İran ortalamasının hep üzerinde olduğu görülüyor.

İran rejiminin baskısı

30 milyona civarında nüfusu olduğu belirtilen İran’daki Türklerin bir diğer başlıca problemi siyasi baskı. Bugün onlarca Türk aktivist, Türk milliyetçisi ve pan Türkist suçlamalarıyla hapis cezalarına çarptırılmış durumda. Türk dili ve Urmu Gölü problemleri adına sosyal medyada Türkçe makale ve şiir yazdığı için hapse atılan ve 1 yılı aşkın süredir mahkemeye çıkarılmadan tutuklu bulunan Habib Sasaniyan açlık grevinin 27. gününe girdi. Dünya Anadili Günü’nde Türk dili için basın açıklaması yapan Siyamek Mirzayi 10 yıl hapis ve 2 yıl sürgün cezasına çarptırıldı. 18 gün açlık grevi yapan Siyamek Mirzayi geçtiğimiz günlerde grevini sonlandırdı. Yine geçtiğimiz günlerde Güney Azerbaycanlı aktivistlere karşı yapılan tutuklamaları protesto eden gruptan 15 kişi tutuklanmıştı. Bunların aralarında 9 yaşında bir çocuk dahi vardı.

İran’da yaşayan Türkler giderek kimliksel ve ekonomik ayrımcılığa seslerini yükseltiyorlar. İran meclisinde Türk milletvekillerinden oluşan bir “Türk fraksiyon”u bu sesin  yükseldiğinin sadece bir kanıtı. Ruhani’nin yeni döneminden pek de ümitli olmayan Güney Azerbaycan Türkleri uluslararası medyada ve Türk Dünyasına seslerini duyurma mücadelesi veriyorlar.

QHA

Kaynak: http://qha.com.ua/tr/analiz-haber/iran-daki-turkler-ne-istiyor/157343/

Print Friendly, PDF & Email

 benzer haberler

Bardakoğlu’ndan Bomba Açıklama  

Bardakoğlu’ndan Bomba Açıklama

Toplum Mühendisliği – Psikoloji Savaşları  

Toplum Mühendisliği – Psikoloji Savaşları

“Hoca/efendi”ler biter mi?  

“Hoca/efendi”ler biter mi?