Milli Tarihe Yanlış Açıdan Bakmak

Türkay ÇANKAYA-Karabük Üni. Tarih Bölümü

Umumi Türk tarihine bakıldığında Türklerin kendi arasında yaptığı yüzlerce çarpışma onlarca büyük savaş görmek mümkündür. Hatta Türk tarihinin bir kısmı Türklerin birbirleriyle yaptığı savaşlardan ibarettir demek dahi yanlış olmaz. Çünkü tarih boyunca Türk devletleri Orta Asya bozkırlarından Hazar kıyılarına, Anadolu’nun muhtelif vilayetlerinden Acem diyarına kadar coğrafyanın farklı yerlerinde birbirlerini kırmış, yurtlarını istila etmiş ve mevcudiyetlerine dahi son vermişlerdir. Tabi bu savaşlar asla boş bir cihangirlik mefkûresi adına değil, farklı siyasi sebepler ve mecburiyetler sonucunda cereyan etmiştir.

Günümüzde bu savaşlar bazı iptidai ahmakların eleştirisine, önemli tarihsel şahısların ise lanetlenmesine maruz kalmaktadır. En önemli ve yakın olarak Sultan Selim ve Şah İsmail’in ordularının Çaldıran’da yaptığı  büyük cenk, yahut Yıldırım Bayezid’in Emir Temur ile yaptığı Ankara savaşı için bazı kafalar taraf tutmakla birlikte diğer tarafı çirkin şekilde eleştirmektedir. Hatta bu şekilde hanedancılık  yapanların arasına kendini tarihçi isnat edenler dahi vardır. Bunlar kendilerinin neden taraf tuttuklarını bilmemekle birlikte eleştirdikleri tarafı da milli tarihin içinde kabul etmezler. Oysa tarihe bakışımız iyi, kötü, doğru, yanlış olmamalıdır. Türk tarihi iyisiyle de kötüsüyle de bize aittir. Kaldı ki bu savaşlar da iyi ve kötünün savaşı değildir. Her biri gayet siyasi sebep ve mecburiyetlere dayanır. Bu sebep ve mecburiyetleri bilmeden yapılan tarihçilik şahsı bilimsellikten ve mantıktan uzak, zanna ve tarafgirliğe yakın bir bakış açısına götürür.

Çengiz Hanı ve çocuklarını Moğol diyerek, Göktürkleri Müslüman değil diyerek, Emir Temur’u da Osmanlıyla savaştı diyerek yalnız Türk-İslam devletlerini milli tarih içinde kabul etmekle dayanaklı bir fikir ayrılığından ziyade müthiş bir ahmaklık etmiş olunur. Tarihte böyle muazzam bir devamlılığa sahip olan Türk tarihi, din, mezhep, kişi ve hanedan farkı gözetilerek  değerlendirilemez. Bu hususta ortak bir kanıya varılmazsa birkaç jenerasyon sonra geri dönülmez bir hal alır ve kadimliği ile övündüğümüz tarihimiz alakasız ve fena bir şekilde anlatılıp neşredilir.

Bugün içine düşülen bu gafleti maalesef lisede tarih hocalarında ve tarih kitaplarında bile görmek mümkündür. Tarih hocaları özellikle kültür ve milli şuur için pek mühim olan bu dersi, tamamıyla kendi bakış açılarından anlatmaktadır. Hocalar öğrettiklerini ortak bir disiplin ve bilimsellik içinde anlatmadıkları için öğrenciler milli tarihi farklı farklı şekillerde öğrenmekte ve bunun sonucunda doğru ile yanlış birbirine girmektedir. Umumi olarak lisedeki hocalar yıllar geçse bile kendilerine bir şey katmayıp derslerini aynı monotonluk içinde anlattıklarından dolayı da öğrenci için ders yitirilen vakitten öteye geçememektedir. Bunun sebebi vaktiyle öğretmen yapılmış kişilerin mesleğine hevesli genç eğitimciler değil de başka alanlardan toplama vasat kişiler olmasıdır. Bu sebeple bugün tarih okuyan bir lisans talebesi herhangi bir lisedeki tarih hocasından daha kültürlü ve dalında daha yüksektedir.

Tarih kitapları da bahis olunan bu kişilerden farklı değildir. Tarih yeni bulgularla değişirken, ders kitaplarında değişen şeyler şekil ve şemalardan öteye geçmemektedir. Lise tarih kitaplarımız yıllardır değişmeden içindeki hatalarla beraber ısrarla okutulmaktadır. Kitaplarda Osmanlı Devleti ve padişahlarına geniş bir yer ayrılırken en az onun kadar mühim olan Hunlara, Göktürklere yahut Gazneli’lere ayırılan yer birkaç sayfadan öteye geçmemektedir. Hal bu olunca öğrenciler de milli tarihi Selçuklu-Osmanlı tarihinden ibaret zannetmektedir.

Oysa bizim için mühim olan tarihimizde hangi devlet hangi dine hangi mezhebe mensup, hangi hanedan hangi hanedanla savaşmış deyip taraf gözetmek ve milli tarihi de bu şekilde anlayıp anlatmak değildir. Bizim için mühim olan milli tarihe sahip çıkıp disiplinli bir şekilde analiz edip anlamaktır. Böyle olduğunda görülen fikir ayrılıkları tarafgirlikten ziyade bilimsel dayanağı olan ciddi düşünceler olur.

İlgili Yazılar