Bu Kategoridesiniz : 04 Mart 2018 Pazar 04:30

Radikal akımlar en çok Türklere düşman-Prof. Dr. Ramazan Biçer

Prof. Dr. Biçer: Radikal akımlar en çok Türklere düşman

SAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Biçer, “Maturidi düşüncesine sahip olan bir kimse, aklını ve iradesini bir başkasına kiraya vermez ve mutlak itaat duygusuna kapılmaz. Radikal akımlar en çok Türklere düşmandır.” dedi.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer, günümüzde dini istismar eden hareketlerin önünü kesecek düşüncenin Maturidilik olduğunu belirterek, “Maturidi düşüncesine sahip olan bir kimse, aklını ve iradesini bir başkasına kiraya vermez ve mutlak itaat duygusuna kapılmaz. Radikal akımlar en çok Türklere düşmandır. Bunun sebebi de Ehl-i sünnete daha doğrusu Maturidiliğe düşman olmaları.” dedi.

“Akıl ve İrade Kapısı: İmam Maturidi” adlı kitabı yeni yayınlanan Prof. Dr. Biçer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Maturidiliğin Türk toplumunun, Alevilik, ulusalcılık, milliyetçilik ve tasavvufi oluşumlar gibi sosyal tabakaların tamamına hitap ettiğini söyledi.

“Ehl-i sünnetin yüzde 70’i Maturidi”

Biçer, Maturidiliğin, herhangi bir dini ve mezhepsel taassuba girmeden, aklı ön plana alarak, irade özgürlüğünü öne çıkaran bir düşünce biçimi olduğunu söyledi.

Maturidiliğin Türkiye’nin geleceği açısından, toplumsal birliktelik ve uzlaşma zeminine oturduğunu dile getiren Biçer, aynı zamanda aşırılık ve istismarların önünü kesen, yapıcı ve uzlaştırıcı mahiyette bir dini inanç sunumunu yaptığını kaydetti.

Ehl-i sünnetin İslam düşüncesinde mezhepsel bir teşekkül olmadığına dikkati çeken Biçer, şöyle konuştu:

“Ehl-i sünnet İslam’ın ana caddesidir. O caddenin, Şiilik, Haricilik ve Mu’tezile gibi yan yollarına da mezhep denmiştir. İslam düşüncesinde halkımızın genel düşüncesinin aksine mezhep denilince, düşünce ekolleri akla gelir. Hanefilik, Şafiilik, Hanbeli ve Malikilik, dinin uygulama ve işleniş biçimine yönelik ameli mezheplerdir. Ehl-i sünnet yorum ve yaklaşım biçiminin iki farklı düşünce ivmesi vardır. Bunlar Maturidilik ve Eş’ariliktir.

Türk toplumu, Türk cumhuriyetleri, Balkanlar, Uzak Doğu Müslümanlarının büyük çoğunluğu Maturididir. Yani İslam dünyasının yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan Ehl-i sünnetin yaklaşık yüzde 70’i Maturidi inanç sistemini benimsemiştir. Halkımız kendi dini anlayış ve yaklaşım biçiminin farkında olmayabilir ancak özellikle Türkiye’de inananların büyük çoğunluğu, Maturidi eksenli düşünmektedir.”

“Matüridi düşüncesine sahip olan kimse aklını kiraya vermez”

Prof. Dr. Biçer, örgün ve yaygın eğitimde Ehl-i sünnetin doğru aktarılması ve Maturidiliğin gerçek manada tanıtılmasıyla pek çok sorunun önüne geçileceğini vurguladı.

Ehl-i sünnetin olduğu bölgelerde Maturidi düşünceye sahip olanların bile tam olarak bu konuda doğru bilgi sahibi olmadığını savunan Biçer, “Halkımız Maturidiyim der ama düşünce ve eylemde her şeyin Allah tarafından yazıldığına inanır. Bunu DEAŞ, El Kaide, Eş-şebab, Boko Haram gibi örgütler kullanarak ‘Biz Ehl-i sünnetiz’ diyorlar. Kitap yazıyorlar ‘Ehl-i sünnete göre’ diyorlar ancak bunun Ehl-i sünnetle bir alakası yok.

İnsanları ‘Öncelikle Ehl-i sünnet olacaksın’ diye kandırıp onlara selefi bilgi ve eğitim veriyorlar. İbn Teymiyye’yi Ehl-i sünnet imamı olarak tanıtıyorlar. Eğitim sürecinde cihada dikkat çeken ayet ve hadisleri kullanıyorlar. İnsanlar kendilerine ‘Kur’an’da geçiyor’ dendiği zaman bunları sorgulamıyor. Bu yüzden öncelikle ‘Ehl-i sünnet ve Maturidiyim’ diyenlerin bunu iyi bilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Günümüzde dini istismar hareketlerinin önünü kesecek düşüncenin Maturidilik olduğunu öne süren Biçer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Maturidi düşüncesine sahip olan bir kimse, aklını ve iradesini bir başkasına kiraya vermez ve mutlak itaat duygusuna kapılmaz. Radikal akımlar en çok Türklere düşmandır. Bunun sebebi de Ehl-i sünnete daha doğrusu Maturidiliğe düşman olmaları. Maturidilik onların önündeki en büyük engel. Onlara göre İmam-ı Azam da İmam-ı Maturidi de kafirdir. Çünkü Maturidilik’te iman, kalbin inancıdır. Buna sahip olan kimse mümindir. İmanını diliyle ifade etmesi, tanınmak içindir.

İbadet ve muamelat olarak adlandırılan amellerin, iman ile doğrudan bir bağlantısı yoktur. Yani Maturidi düşünceye göre dini yaşantının olup olmaması, imanın temel bir göstergesi değildir. Bu doğrultuda Maturidilik, engin bir hoşgörüye sahiptir. Bu nedenle Maturidilik düşüncesine en çok, dini istismar eden terör hareket mensupları ile düşünce yoksunu kimseler karşı çıkmaktadır.”

Kaynak: AA-İSTANBUL – MÜCAHİT TÜRETKEN

Print Friendly, PDF & Email

 benzer haberler

Herkes birbirini Sırat Köprüsü’nden atmaya çalışıyor – Ali Bardakoğlu  

Herkes birbirini Sırat Köprüsü’nden atmaya çalışıyor – Ali Bardakoğlu

Türk Töresi Bilinecek! – Sait BAŞER  

Türk Töresi Bilinecek! – Sait BAŞER

Nobel ödüllü Prof. Dr. Sancar: Türk dünyası benim için bir kuvvet kaynağı  

Nobel ödüllü Prof. Dr. Sancar: Türk dünyası benim için bir kuvvet kaynağı