Biz Kimiz ? 10 Eylül 2016 Cumartesi 23:05

websitesi_maturidiyeseviotagi

Türk-İslam Âlemi neden bu halde?

Farklı fikir ve düşünceleri temsil eden İslam aydınları insanlık âlemine tıptan, felsefeye, musikiden, mimariye astronomiden fiziğe her ilim dalında insanlık tarihine katkılarda bulunmuştur. Fakat ne olmuştur da, İslam medeniyetinin mensupları olan İslam âlemi günümüz de bu hale düşmüştür? Dünyanın en çok doğal kaynak rezervlerine ve doğal güzelliklerine sahip olmasına rağmen neden İslam ülkelerinde insanlar yüksek hayat standartlarına sahip değiller? Neden dünyada en çok yolsuzluk, çocuk ölümleri, rüşvet, çevre kirliliği, sağlık problemleri ve dünyada en kısa ömür oranı İslam âlemindedir?

Türkiye’de Derinleşen Ahlak Problemi

Türkiye’de son yıllarda etkisini gösteren ahlak problemleri toplumsal cinnet derecesine çıkmıştır. Bugün Türk toplumunda gelinen nokta; artık adi suçların artması yadırganmazken yolsuzluk, usulsüzlük, kayırmacılık, kadrolaşma gibi bir milletin geleceğini hatta bir ülkeyi haritadan sildirebilecek ahlaksızlık türleri Türk toplumu içinde çılgınca artmaktadır.

Batı Medeniyetine Karşı İslam Medeniyeti

Batı bilim, teknoloji ve sanat vb. alanlarda hızla ilerlerken İslam toplumlarının üreten değil tüketen bir toplum olması yetmezmiş gibi atalarımızın fetihlerinden ve bıraktıkları eserlerden bahsederek övünmek bir hastalık haline gelmiştir. Hâlbuki Kuranda ilim-irfanı -bunun ayrılmaz parçası olan bilim ve teknolojiyi- arayıp bulmamızı emreden 600’den fazla ayet vardır. İşte bunlardan birkaçı;

İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak-fasıllara ayrılmış olarak sıralıyoruz. (Rum/28)

Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı olarak veriyoruz. (Yunus/24)

Kuranın istekleri

Dünyada insan gibi yaşamak, Allah’ın yarattığı fıtrat üzere hoşnutluk ve güzellikler içinde yaşamanın yolu ise doğrudan doğruya ilim, kültür ve sanattan geçer.

Bilgi ve bilim toplumu olmak

Bilgi ile donanmış bir toplum için, ayetleri, Arapça bir kuran halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu. (Fussilet/3-4)

Dünyadan elini eteğini çekmek değil, dünyayı cennete çevirmeye çalışmak Orta Asya Türk İslam âlimleri bu gerçeği anlamışlar bu alanda çalışmalar yapmışlardır. Türklerin kızıl elma ülküsünün felsefi temeli buradan gelmektedir.

Sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen o’dur”. (Hûd/61)

Kim bir ağaç diker ve de bu ağaç olgunluğa ererse, Allah bu ağaç sebebiyle, diken kimse için cennette bir ağaç diker. (Müsned, IV, 61)

Sadece kuranın yazılı hali ayet kapsamına girmez. Elektrondan atoma moleküllerden gezegenlere ve kara deliklere kadar. Bitkilerden hayvanlardan en küçük hücreye kadar her şey bir ayettir. Kuran bunları okuyup inceleyen ve üzerinde araştırma yapan bir topluluk ister

Fikir Önderlerimiz

Ebu Mansur Muhammed Maturidi

İtikadi mezheplerden biri olan Maturidi mezhebinin kurucusu olan Muhammed Maturidi’de Akılcı yön ağır basar. Amen-iman İlişkisi ve Din-Siyaset ayrımı görüşleri öne çıkan görüşlerindendir.

Amel-iman ilişkisi: Amelleri imanın bir gereği olarak görmemiş ve insanları amellerine göre değerlendirmemiştir.

Din-Siyaset Ayrımı: Din adamı ve devlet adamının ayrı olması gerektiğini söyleyerek yöneticelerin eleştirilebilir olduğunu savunmuştur.

Ahmet Yesevi

Maturidi medreselerinde yetiştiği için, İmamı azamın her millet kendi dilinde Kuranı anlayabilmeli ve ibadet edebilmeli esasına göre yaşamış ve Kurandan anladıklarını hikmetler şeklinde halka açık ve anlayabileceği bir dilde şiirlerle izah etmeye çalışmıştır. Ahmet Yesevi diğer mutasavvıflara muhalif olarak toplumdan uzaklaşılmaması gerektiğini,  peygamberin peygamberlik vazifesi aldıktan sonra asla kendi başına mağaraya çekilmediğini ve sürekli toplumla birlikte olduğunu belirtmiştir.

İbn-i Sina

“Nefsini bilimlerle süslemeye ve düzeltmeye çalış. Bilimden başka her şeyi bırak. Bilimde her şey vardır. İnsanın ruhu kandil, Bilim onun aydınlığıdır. İlahi hikmet de kandildeki yağ gibidir. Bu yanar ve ışık saçarsa sana diri denilir. Yanmaz ve karanlık kalırsa Sen ölü sayılırsın.”

Farabi

Dünyada mutluluğun öz huzurun ancak bilgi ve bilim ile olacağını ifade etmiştir. İdeal devlet olarak adlandırdığı eseri: derin bir felsefe ve bilgi toplumunun oluşturduğu, Kuranın ve bizzat Hz. peygamberin uygulaması olan, dünyada her konuda cenneti oluşturmaya çalışmayanların Ahirette cennet beklemesi beyhudedir. Her hangi bir insan eğer kitabımda anlattığım gibi bir devlet bulduysa orada yaşasın. Çünkü orası gerçek bir İslam diyarıdır.

Nasirüddin Tusi

Ahlak ilmini ilk kez sistemleştiren matematik, astronomi, Fizik ve felsefe üstadıdır. Ünlü Marâgâ Rasathanesinin kurucusudur. Bu Kurum en büyük İslam bilim kurumlarından biri olarak yer aldı. Günümüzün CERN ününe denk olarak dünyanın pek çok konuda en büyük araştırma merkezi ve en büyük gözlemevi oldu.

Temel Felsefemiz: Din-Akıl-Bilim-Ahlak

Bilgi ve ilime uzak duran toplumun asla faydalanamayacağı kitap olan Kuranın mucize olmasının en büyük sebeplerinden biri kendini bilime denetleten bir kitap olmasıdır. Kuranın en büyük vasıflarından biri sürekli neden ve niçin sorularını sordurur. Yani sorgulamak Allah’ın bizzat emridir

Hakkında ilim sahibi olmadığın şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır. ( İsra suresi/36)

Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. ( Casiye Suresi /4)

Akıl

Allah, aklını işletmeyenler üzerine pislik atar.(Yûnus Suresi/100)

Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. (Hadid suresi/17)

De ki: “Hamd Allahındır.” Hayır, onların çoğu akletmiyorlar.(Ankebut suresi/63)

Kuranda sürekli olarak işletilen ve ürün veren akıldan bahsederken birde bizim bilime ve bilgiye verdiğimiz değere bakalım. Dünyada ilim ve bilime verilen desteklere bakılacak olursa durumumuz şekilde görüldüğü gibidir.

Hangi ülkenin beyin hazinelerine ne kadar kıymet verdiğini anlamanın en kısa yolu Ar-Ge harcamalarının GSMH’ye oranına bakmaktır. Bu oranlar Japonya için yüzde 3,3, ABD için yüzde 2,7, Güney Kore için yüzde 3, Almanya için yüzde 2,3, Danimarka için yüzde 2,4 iken, Türkiye için yüzde 0,7, Mısır için yüzde 2, Suudi Arabistan için yüzde 0.05’dir. Dünya da en çok bilim ve teknolojiye destek veren ülke ise İsrail’dir. Hâlbuki tahrif edilmiş Tevrat ve İncil de ilim ve aklın işletilmesi yoktur.

Bilim

Göklerde ve yerde nice mucizeler var ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile. (Yusuf/105)

Allah ilimden nasibi olmayanların kalpleri üzerine mühür basmıştır.(Rum/59)

Eğer doğru sözlüler iseniz bana ilimle haber verin. (Enam suresi/143)

Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.(Rahman/5)

Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu. (Rahman/7)

Yeni bir medeniyet için NEDEN Maturidi-Yesevi felsefesi gereklidir?

Türk toplumunda kişinin amellerine bakıp onun imanını yargılama anlayışı hâkimdir. Hâlbuki Maturidi itikadında bir Müslüman büyük günah işlese dahi imanı sorgulanamaz. Toplumda hâkim olan amel ve fiziki görünümüne göre insanları İslam’ın içinde veya dışında görme görüşü;  toplumdaki mahalle baskısı ve şekilciliğe dayalı dindarlık anlayışı ile insanların pek çok beceri ve kabiliyetlerini yitirmesine, dinin siyasi olarak kullanılmasına yol açmıştır. Ayrıca Toplumda şahsiyet ve karakter eksikliğine yol açmaktadır. Kurana göre Riya(gösteriş): Allaha ortak koşmakla eş tutulmuştur.

Bağımsız akıl yürütmeyi ‘heva ve heves’ olarak damgalayıp taklidi esas alan anlayış hâkim olmuştur. Toplum doğru bir kader anlayışına sahip olmazsa fay hattı üzerine çürük bina diktikten sonra depremde ölenler için ‘takdiri ilahi’ diye yorumlar.

Arabanın arkasına ‘Allah korusun’ yazısı taktıktan sonra gazı kökleyen ‘trafik canavarları’ yolları kana bular. Yüce kitabımız Kuran’ı kerimde “İyiliği emir, kötülükten men” emri olduğu halde kendisinin kurbanı olduğu suçluları ‘kader kurbanı’ olarak gören koca bir halk çıkıverir ortaya. Yaptıklarının sonuçlarının sorumluluğunu Allah’a, devlete, sisteme, çevreye, kısacası kendinden başka herkese yükleyen bir insan tipi ile baş başa kalırsınız.

Maturidi ’ye göre devlet adamının dini vasfı olmamalıdır. Eğer olursa halk onu kutsallaştırır, yanlışlarını göremez olur. Hâlbuki devlet adamı doğruda veya yanlış icraat yapabilir. Doğrular desteklenir. Yanlışlar eleştirilir. Dini vasfı olduğu zaman Allah’ın kaderi’ olarak dayatırlar ve toplum onlara yine itaat eder.

Günümüze yönelik olarak ise: Milletin vicdanından çıkmış milletvekillerini halk meclise, kol indirme kaldırma makinası olarak göndermemiştir. Ashabı kiramın bir olay karşısında: Hz peygambere ilk sordukları soru: Bu söylediğiniz bir vahiy mi? Yoksa sizin düşünceniz midir diye sormaları gibi kendi siyasi parti liderlerini sorgulamak, doğrusuna doğru, eğrisine eğri demek, Dinin, Allahın, kuranın bizzat isteğidir. Acaba parti liderleri, Hz peygamberden daha yüksek bir manevi makamda mıdırlar? Fikirleri sorgulanamamakta ve tam tabi olunmaktadır.

Hocasını taklit eden talebeler değil, okuyan, sorgulayan, hocasını geçebilen talebeler yetiştiren, bireysel özgürlüğü esas alan bir anlayışı bilimsel dünyamıza hâkim kılmalıyız. Bu sorgulama işi tam bir Muhammedi ahlaktır.  Maturidi hidayeti ikiye ayırarak “Doğruyu görüp içinde olmak anlamındaki hidayettir ki peygamberler ve müminleri kapsayan bu hidayettir. İkinci olarak da doğruyu görüp bilmek anlamındaki hidayettir ki bu noktada bütün insanlık aynıdır.” Maturidi’nin bu ikinci hidayet anlayışına göre bütün insanlık bilimsel çalışmada aynıdır. Çalışan araştıran kim olursa yüce yaratıcı ona vermektedir. Sadece bu anlayış bile her bireyin ilim peşinde koşmasının bir delilidir. Bugünkü Avrupa ile aramızdaki gelişmişlik farkının da göstergesidir.

 İlkelerimiz-Özgür Düşünce, Özgür İrade, Hür Bireyler

1.Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğünü ilke olarak benimser.

2.Kökleri dışarıda ve içeride olan herhangi bir siyasi ve dini oluşumla bağımız ve bağlantımız yoktur.

3.Siyaset üstü anlayış ve amaçlara sahiptir. Dernek Yöneticilerinin herhangi bir siyasi faaliyetde aktif olarak bulunması kabul edilemez. Herhangi bir siyasi parti ve oluşumun övgüsünde ve yergisinde bulunamaz.

4.Unutulmaması gerekir ki: Türk Milliyetçiliğinin kökenleri 5000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Nasıl Türk milliyetçiliği herhangi bir partinin tekelinde olması kabul edilemez ise, Yüce dinimizin kutsal değerlerinin herhangi bir partinin koruması altına girmesi veya bir siyasi partinin dinimizi temsil etmesi kabul edilemez.

5.Türk dünyasındaki ırkdaşlarımız ile olan ilişkilerimizde din, mezhep konularında ayrımcılığa gitmeyiz. Türk dili, tarihi ve kültürünü kesintisiz bir bütün olarak kabul eder. Türk Gençliği için Türk dili, tarihi ve kültürü bilgisi ve bilinci oluşturmayı ilke alır.

6.Tek Amacımız Türk halkını üniversitelerimizde yer alan her alandan seçkin ilim adamlarımızla buluşturup, Halk ile ilmi buluşturmaktır. Bu şekilde: Bir bütün olarak din, mezhep, siyaset ayrımı olmadan bütün Türk dünyası ve Türk milletinin önünde aydınlanma meşalesini yakmaktır.

7.Türk toplumunda aydınlanma meşalesini yakarak, taklit eden, kopyalayan değil hakiki anlamda yeni Maturidiler, yeni İbni Sinalar, yeni Farabiler, yeni Ahmet Yesevilerin yetişmesinin önünü açmaktır.

8.Bizler Maturidici değiliz. Maturidide bir insandır. Maturidide insan olarak hata yapabilir. Amacımız: Tekrar yeni maturidileri İslam âlemine kazandırılması için, fikirleri ve düşünceleri özgür gençler yetiştirmektir.

Print Friendly, PDF & Email