“Gayr-i Müteşerri” Dindarlık Tasavvuru Olarak Kızılbaş Sûfîliği Mevlüt UYANIK Arap ve Fars Müslümanlık tasavvurlarının günümüzdeki ekonomi-politik alandaki savaşlarının olası hasarlarını en aza indirgemeye katkı sağlaması bağlamında Türk Aklı ve bu aklın ortaya koyduğu Müslümanlık tasavvurunun tarihsel temellerine dair okumalar yaptığımız malumunuz. Bu çerçevede Türkistan’da Hoca Ahmed Yesevi’nin, Anadolu’da Yunus Emre’nin hitabet/belagat ve şiir yöntemiyle açıkladıkları fikirlerini analiz ediyoruz. Bu çerçevede İstanbul’da Merdivenköyü’ndeki Bektaşî tekkesi şeyhlerinden Bektaş Çelebi olduğu düşünülen Şîrî’nin “Urum diyarını ben irşad ettim/Horasan’dan gelen Bektaşî idim ben” demesi üzerinden Yesevî geleneğini Bektaşî/Alevi ve Yunus Emre’nin dilinde belirginleşen…
DEVAMINI OKUEtiket: ehl-i beyt
Şia’da Cifr İlminin Yeri
Şia’da Cifr İlminin Yeri Prof. Dr. Mehmet ATALAN Gelecekte vuku bulacak olayları değişik metotlarla öğrettiğine inanılan ilmin adı olan cifrin, Ca’fer es-Sâdık tarafından, ehl-i beyt’ten olan kimselerin talimi ile sütten kesilmiş bir oğlak veya kuzu derisi üzerine yazılmış bir kitap olduğu söylenir. İddiaya göre bu kitap, kıyamete kadar olacak bütün olaylar hakkında, ehl-i beyt tarafından bilinmesi lazım gelen bütün bilgileri ihtiva etmektedir. Alî b. Ebî Tâlib’e ve Ca’fer es-Sâdık’a isnat edilen görüş, bilgi ve eserlerin çoğu, aslında Gulat fırkalarına ait olup Ali ve oğullarının bütün Müslümanlar nezdinde saygı gören kişilikleri…
DEVAMINI OKU