Din ve Devlet İlişkileri

Din ve Devlet İlişkileri – Prof. Dr. Ethem Ruhi FIĞLALI 1. Giriş Yüzyılımızın Antropologlarından Geertz, “Kültürel Sistem Olarak Din” (Religion as a Cultural System, 1975) başlıklı makalesinde, dînin, özünde insanın var oluşuna anlam kazandıran bir kültür sistemi olduğunu söyler ve dînin böyle bir anlamı oluşturabilmek için evrensel bir işleve sahip bulunduğuna da temas eder. O’na göre din, tarihin derinliklerinden bu yana insanoğlunda oluşan, sonra da devam eden çok çeşitli, güçlü ve uzun ömürlü tutumlar, davranışlar ve ruh hallerini ayrı ayrı anlamlı kavramlar haline sokar. Bu açıdan din, hem çağların bize…

DEVAMINI OKU

Atatürk ve Din

Atatürk ve Din Prof. Dr. Ethem Ruhi FIĞLALI Atatürk’ün görüş ve inkılâpları arasında en çok istismar edileni, en çok yanlış istikametlere çekilerek mahiyetlerinden saptırılanı, bize göre, onun din ve lâiklik hakkındaki görüşleridir. Öyle ki bir tarafta materyalist ve pozitivist anlayışa mensup dinsizler veya dinle ilgisiz olanlar, kendi niyetlerini Atatürk ve inkılâplarının ardına gizleyerek, kasıtlı ve yanlış bir tarzda, onun din düşmanı veya en azından dini hiçe sayan bir önder olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmişlerdir. Diğer taraftan da bu kasıtlı ve yanlış propagandaya kapılan menfaatleri zedelenmiş çok küçük zümreler ile…

DEVAMINI OKU

Din ve Laiklik İlişkisi

Din ve Laiklik İlişkisi Prof. Dr. Ethem Ruhi FIĞLALI Din, ya da daha doğru bir kullanışla İslâm ve lâiklik son yıllarda gündemden bir türlü düşmeyen ve hakkında hemen hemen her kesim tarafından pek çok şey söylenen konuların başında gelmektedir. Bunun elbette olumlu ve olumsuz yanları vardır. Olumlu yarn bugüne kadar çoğunlukla son derece yüzeysel bir biçimde, sadece “dinle devletin ayrılması” ya da “din işleriyle devlet işlerinin ayrılması’’ yahut “din ve vicdan özgürlüğü” olarak takdim edilen lâiklik ile inşam süreklilik arz eden bir inanç ve ahlâk çizgisinde tutmak isteyen, değişme ve…

DEVAMINI OKU

Teo-Politik Savaşlara Meşruiyet Sağlayan Fetvalar ve Günümüzde Laikliğin Önemine Dair

laiklik

Teo-Politik Savaşlara Meşruiyet Sağlayan Fetvalar ve Günümüzde Laikliğin Önemine Dair Prof. Dr. Mevlüt UYANIK Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde yadsınamayacak bir yere sahip olan laikliğin ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlamak için tarihsiz okumaların talihsizliğinden kaçınmak şart. 1789 Fransız İhtilaliyle değişen dünya paradigmasına uyum sağlamak için bir seri düzenleme (Tanzimat) ve ıslahatlar yapan Osmanlı, I. ve II. Meşrutiyetle parlamenter sistem denemeleri yaptı. Üç Tarz-ı Siyasetin ilki olan Osmanlılılık ile mutlak monarşisini devam ettirmeye çalıştı, ardından İslamcılığı denedi. Balkanlar ve Ortadoğu’da yaşadığı şoklar sonunda Türklük merkezli bir sistemi önceledi. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan tevarüs…

DEVAMINI OKU

Diyanet ve Siyaseti Ayıran Mâturîdî | Neden Maturidi-Yesevi Felsefesi (2)

diyanet ve siyaset ayrımı

Neden Maturidi-Yesevi Felsefesi (2) : Diyanet ve Siyaseti Ayıran Mâturîdî Mâturîdî din ve siyaset arasına net bir çizgi çekerek birbirinden ayırmıştır. Siyasî yetki devlet başkanlarının elindedir, diyânet yetkisi ise Nebilerin elindedir. Peygamberin diyânet görevi, Allah tarafından kendisine verilmiş bir görev iken, devlet başkanlığı ilahî bir misyon olmayıp insanların kendi siyasî tercihleri ile ilgili olduğu söylenebilir. Maturidi ’ye göre devlet adamının dini vasfı olmamalıdır. Eğer olursa halk onu kutsallaştırır, yanlışlarını göremez olur. Hâlbuki devlet adamı doğru veya yanlış icraat yapabilir. Doğrular desteklenir. Yanlışlar eleştirilir. Dini vasfı olduğu zaman ‘Allah’ın kaderi’ olarak…

DEVAMINI OKU

Dindar Nesilden Sonra Sıra Dindar Anayasa’da

dindar nesilden sonra sıra dindar anayasa da

Dindar Nesilden Sonra Sıra Dindar Anayasa’da Prof. Dr. İbrahim Maraş Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili İsmail Kahraman, anayasanın ilk dört maddesinin değişebileceğinden ve dindar bir anayasa olması gerektiğinden bahsetmiş. Hatta mevcut sistemde Meclis’in gücünün daha arttığını iddia etmiş. Hatta sufiler gibi şatahata kapılarak 1982 anayasasının dindar bir anayasa olduğunu söyleyivermiş. Bazı insanlar devamlı hak etmedikleri yüksekliklerde dolaşınca akıllarına ne gelirse konuşmayı marifet biliyorlar. Bu söylemler hem yanlış hem de birbiriyle çelişen söylemlerdir. Tutarsızdır. Eğer 1982 Anayasası dindarsa niye değiştirelim, kalsın o zaman. Mevcut sistemin Meclis’i güçlendirdiği ise tamamen safsatadır.…

DEVAMINI OKU