Niçin Yeni Bir Uygarlık ? Niçin Yeni Bir Türkiye?

Safranbolu’da Maturidi Yesevi Otağı İlmi ve Kelami Araştırmalar Derneği tarafından “Niçin Yeni Bir Uygarlık, Niçin Yeni Bir Türkiye’ konulu konferans düzenlendi.Safranbolu Sunal Tülbentçi Öğretmen evinde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak AnkaraÜniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Onat katıldı.Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Hasan Onat, içinde yaşadıkları bir takım sorunların olduğunu ve bu ülkenin, milletin ve gençlerin geleceği olduğunu söyleyerek, “Bu meseleleri birlikte düşünmeye davet ediyorum. Zor bir mesele ile karşı karşıyayız. Düşünmek, gerçekçi olmak gerekirse dünyanın en zor işlerinden. Medeniyet meselesini konuşmak,…

DEVAMINI OKU

Haniflik, Hanefilik ve Nizamiye Medreseleri

Kent Gazetesi Yüce Allah Rûm Sûresi 30. Ayette “Yüzünü Allah’ın fıtratı olan Hanif dinine çevir ki Allah insanları bu fıtrat üzere yaratmıştır.”buyurmaktadır. Bu ayetten de anlaşılacağı üzere İslam fıtrat dinidir. İnsan ruhu fıtrata göre yaratılmıştır. Fıtrat kelimesi, ‘ilk yaratılış’ manasına gelir. Terim olarak fıtrat ‘Allah’ın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hal, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır.’ Ayetteki ‘Yüzünü Allah’ın fıtratı olan Hanif dinine çevir…’ ifadesi İslam dininin özünün Haniflik, Hanifliğin de Allah’ın fıtratı olduğunu bize bildirir. Haniflik bütün dinlerin özüdür. Yani bütün dinler fıtratı esas alır. Hanif kelimesi tertemiz, duru, pak anlamlarına gelmektedir. Kur’ân’da…

DEVAMINI OKU

İmam Maturîdî’nin akılcı din anlayışı (I)

Prof. Dr. Sönmez Kutlu – Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi/Hürriyet Gündem İmam Mâturîdî, aklı bilgi nazariyesinin merkezine yerleştirir. Ona göre akıl, Allah’ın insanoğluna iyi ile kötüyü ayırt etmesi için verdiği en yüce emanettir. İSLAM düşünce tarihinde, İslam’ı anlama, açıklama ve yaşamaya yönelik birbirinden farklı yorum gelenekleri ortaya çıkmıştır. Kimisi, dini anlama ve anlamlandırmada olgunun tahliline büyük önem vererek aklın ve akıl yürütmenin nüfuz alanını genişletmekte; kimisi aklı ayet, hadis ve dini metinlerin lafzi anlamına hapsederek metnin hâkimiyetini kurmaya çalışmaktadır. Kimisi de, sorunların çözümünü belli şahıslara, yani siyasi- karizmatik lidere veya gizemli…

DEVAMINI OKU

Aklın özgürlüğü

Ali Bulaç  Aklın özgürlüğü  İslam düşünce tarihinin önemli problem alanlarından biri vahy ile akıl (veya nakil-akıl) arasındaki ilişkidir. Genelde bu problemi “din-felsefe ilişkisi” başlığı altında toplamak mümkün. Düşünce tarihini yakından bilenler, bu ilişkinin mahiyetinin belirlenmesiyle ilgili çıkan tartışmanın çok verimli olduğunu da bilirler. Birçok Batılı araştırmacının da kabul ettiği gibi Avrupa’da rönesans, reform ve özgür düşüncenin gelişmesinde İslam dünyasındaki bu tartışma önemli rol oynamıştır. Batı-Hıristiyan küresinde birbirinden tamamen ayrı iki cevher ve iki ayrı özerk alan arasındaki çatışma söz konusu iken ve bunun sonucunda kaçınılmaz olarak birbirinden tamamen ayrı iki…

DEVAMINI OKU

İmam Maturidi’nin Akılcı Din Anlayışını Prof. Dr. Sönmez Kutlu Anlatıyor

İmam Maturidi, aklı bilgi nazariyesinin merkezine yerleştirir. Ona göre akıl, Allah’ın insanoğluna iyi ile kötüyü ayırt etmesi için verdiği en yüce emanettir. İslam düşünce tarihinde, İslam’ı anlama, açıklama ve yaşamaya yönelik birbirinden farklı yorum gelenekleri ortaya çıkmıştır. Kimisi, dini anlama ve anlamlandırmada olgunun tahliline büyük önem vererek aklın ve akıl yürütmenin nüfuz alanını genişletmekte; kimisi aklı ayet, hadis ve dini metinlerin lâfzî anlamına hapsederek metnin hâkimiyetini kurmaya çalışmaktadır. Kimisi de, sorunların çözümünü belli şahıslara, yani siyasi-karizmatik lidere veya gizemli güçlerle donatılmış sufi önderlere (şeyh ve kutup) havale etmektedir. Kimisi ise…

DEVAMINI OKU

İzmir Şubesinde Türk İslam Düşüncesinde Maturidilik konulu konferans yapıldı

Konuşmacı: –  Prof. Dr. Hanefi ÖZCAN, DEÜ. Geleneksel Cuma Konferanslarında  bu hafta Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hanefi ÖZCAN, “TÜRK İSLAM DÜŞÜNCESİNDE MATURİDİLİK” konulu bir konferans verdi. İmam Mâturîdî hakkında birçok kitabı bulunan, onlarca makale kaleme alan Prof. Dr. Hanefi Özcan, “Mâturîdîlik nedir?” sorunun, en kısa olarak, “Akla ve sağduyuya aykırı olmayan, evrensel bir din anlayışıdır.” şeklinde cevaplanabileceğini söyledi. Maturidi anlayışında din hayatla iç içedir ve yaşamın ihtiyaçlarına cevap verir. Anlamadığımız bir konuda “Din böyle istiyor!” diye yapılan dayatmalar Maturidilikte hoş karşılanmaz, zira aklın doğrusu ile vahyin doğrusu…

DEVAMINI OKU

MATURİDİ VE AKIL

Dünya bir fen bilimleri çağı yaşadı; Uzay teknoloji yarışında ki icatlar evimize, mutfağımıza kullandığımız her şeye girdi. Büyük bir değişim yaşanıyor ve olayın içinde yaşayanlar farkında olmuyoruz. Eskiden 3 bin kilometrede simsiyah olan araç yağlarımızın kullanımı 20 bin kilometrelere çıktı, nano teknoloji bilgi sınırlarımızı zorluyor, gözüken önümüzdeki 25 yıl bilgisayarlarımıza ilave edilecek Yapay Zekalarla hayatımız daha da kolaylaşacak. Devinyumunu tamamlayan fen bilimlerinden sonra gelecek dönemin sosyal bilimler ağırlıklı olacağı hissedilmektedir. Biz dayatma marif sistemimizde sosyolojisiz, felsefesiz, psikolojisiz eğitim modelinde yetişenler, kimler; doktorlar, mühendisler, eczacılar, askerler, diplomatlar, hukukçular, kaymakamlar, valiler vel…

DEVAMINI OKU

Hanefi- Maturidi Anlayış – İlim ve Fende Çağdaşlık

İmâm el-Maturidi Kısaca Ebu Mansur el-Maturidi diye bilinen Ebu Mansur Muhammed bin Muhammed bin Mahmud el-Maturidi, Maveraünnehir’deki Semerkant şehrinin Maturidi köyün(şimdi Mahallesi)nde doğmuş ve köyünün adı lakabı olmuştur. İmam Matüridî Türk’tür. Doğum tarihi konusunda kaynaklarda pek net bilgi bulunmamakla birlikte, tüm tarihçilerin ittifak ettikleri vefat tarihi 333/944‘e ve hocalarından Muhammed bin Mukatil er-Razi’nin vefat tarihi olan 248/862 tarihine ve bir asra yakın yaşamış olduğuna da bakarak doğum tarihini 238/852 veya 853 yılı kabul edilmektedir. İslâm dünyasında hicri ikinci asırdan itibaren bir taraftan akla dayanan felsefî ilimler tercüme ve te’lif yoluyla yayılırken, akla ehemmiyet verenMu’tezile ortaya çıkmış ve akaid görüş ve kanaatlerini…

DEVAMINI OKU

EBU MANSUR EL-MATÜRİDî -1

Ebu Mansur el-Matüridî, Hanefi mezhebinden olanların itikad (inanç) imamı, ünlü âlim. Kurucusu olduğu kabul edilen mezhep Matüridilik olarak anılır.  Bugünkü Özbekistan Cumhuriyeti nin Semerkand şehri yakınındaki Matürid mahalle veya köyünde doğmuştur. Matüridî nin asıl adı Ebu Mansur Muhammed b. el-Matüridî dir. Türk kültür muhitinde yetişen ve en çok Türkler arasında isim olarak bilinen fakat görüşleri kısmen de olsa ihmal edilen Türk din bilginidir. Matüridî, Ebu Hanife nin yolunu izlemiş, ölümüne kadar Ehl-i Sünnet çizgisinden ayrılmamıştır. Kesin olmamakla birlikte doğum tarihi Miladî 863 dür. Ölüm tarihi ise çeşitli kaynaklarda Hicrî 333, Miladî 944 olarak geçmektedir. Cenazesi Semerkand ın Cakerdîze mahallesindeki bilginlerin gömüldükleri mezarlığa defnedilmiştir. 2005 yılında kabri üzerine türbe yaptırılmıştır. Matüridî, aynı zamanda doğduğu şehrin adıyla Semerkandî diye de…

DEVAMINI OKU

Yesevi Otağından Konferans – Karabük Biz Haber

Maturidi Yesevi Otağı Safranbolu Şubesi tarafından düzenlenen ve konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hasan Onat’ın katıldığı “Islamin Akla Verdigi Önem” konferans ilgi gördü.Safranbolu Sunal Tülbentçi Öğretmenevi salonunda gerçekleştirilen konferasta Prof. Dr. Onat islamın akla verdiği önemi anlattı.

DEVAMINI OKU

DİN, AKIL, BİLİM ve MATURİDİ YESEVİ OTAĞI – Karabük Net Haber

19 Mayıs günü Sunal TÜLBENTÇİ öğretmen evinde Prof. Dr. Hasan ONAT tarafından verilen Maturidi ve Yesevi Otağı adlı konferansı dinlemeye gelen herkes gibi, bende büyük bir memnuniyetle izledim. Din ve akılcılık, bilim ve sanat üzerine yapılan söyleşi, günümüzde hızla yozlaştırılmaya çalışılan din ve bunda da büyük mesafe kat eden din bezirgânlarına karşı olması gereken aydınlanmanın ilk meşalesi gibiydi. Su gibi duru ve akıcı Türkçesi, muhteşem dağarcığıyla Hasan ONAT izleyenleri geçmişin karanlık dehlizlerinden çıkararak, Kuran’ın ışığıyla aydınlanması gereken geleceğin dünyasına götürdü. Yunus suresi 100.ayet (ALLAH aklını işletmeyenlerin üzerine pislik atar) ile başladığı, akılcılığı…

DEVAMINI OKU

Ebul Berekat En-Nesefi ve Medarik Tefsiri – Prof. Dr. Bedreddin ÇETİNER

Tefsirin Kur’ân ilimleri içerisinde mümtaz bir mevkii olduğu kabul edilir. Asr-ı saadetten günümüze kadar İslâm âlimleri ihtisas sahaları ne olursa olsun, tefsir ilmi ile özellikle ilgilenmişlerdir. Asr-ı saadetten başlAyarak birçok âlim, Kur’ân tefsirine dair müstakil eserler te lifine yönelmiş ve böylece zengin bir tefsir literatürü teşekkül etmiştir. Arap asıllı müfessirlerin yanında, muhtelif milletlere mensup kimseler de tefsirde temayüz etmişlerdir. Bunlar arasında Türk asıllı âlimlerin bu ilme katkıları, tefsir tarihinde küçümsenemeyecek bir yer tutmaktadır.

DEVAMINI OKU

Mevzu Hadisler – Prof. Dr. M. Yaşar KANDEMİR

Hz. Peygamber ilahi emirleri tebliğ etmekle kalmamış, dini bilfiil yaşamış ve tatbik etmiştir. Ne var ki, Müslümanların en tabii hak ve vazifesi olan Peygamberini olduğu gibi tanıma keyfiyeti, hadis diye uydurulan sözlerle güçleştirilmiştir.İşte elinizdeki bu kitapta hadis uydurma hareketinin ne zaman başladığı, insanları hadis uydurmaya sevkeden amillerin neler olduğu etraflıca incelenmiş, hadislerin uydurulmasında ve yayılmasında rol alanların durumları araştırılmıştır. Ayrıca, hadis uydurma hareketi karşısında hadis âlimlerinin mukabil faaliyetleri, yalancıları tanımak için ortaya koydukları esaslar belirtilmiş, sadece mevzu hadisleri inceleyen kitaplar tespit edilerek, bunların muhteva ve tenkid usulleri gösterilmiştir. Akademik çalışmanın…

DEVAMINI OKU

Hadis Araştırma ve Tenkit Klavuzu

Hadis ilmi ile ilgili kitaplar, yazılış amacı ve yöntemleri bakımından çok çeşitlidir. Özelliklerini çok iyi bilmeyenlerin bu devasa ilmî miras içinde kaybolma ihtimali yüksektir. Bu nedenle, hem bir hadis bibliyografyası niteliğinde, hem de hadis kitaplarından nasıl istifade edileceğine yönelik bir kılavuz kitap ihtiyacı İslam dünyasında hep hissedilmiş, bu amaçla değişik çalışmalar yapılmıştır. Ancak, bu çalışmaların bir kısmı hadis kitapların tanıtımına ve nasıl kullanılacağına yer vermeyen bibliyografik listeler niteliğindedir. Bir kısmı da kitap tanıtımlarını içermekle birlikte sınırlı sayıda kitabı kapsadığından dolayı yetersizdir. Elinizdeki kitap sadece bir hadis bibliyografyası değildir. Bu kitapta en temelde…

DEVAMINI OKU

Erdemli Toplumun İnşası – Yrd. Doç. Dr. Şahin GÜVEN

Genel olarak tefsir tarihine bakıldığında Kur”ân”ın tamamını kapsayan tefsir yazma geleneğinin hâkim unsur olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, müstakil sûre tefsirlerinin varlığı da bilinen bir gerçektir. Özellikle üzerinde yaşadığımız Anadolu coğrafyasında; hem beylikler, hem de Osmanlı devleti döneminde yazılan sûre tefsirlerinin çokluğu ve çeşitliliği dikkatlerden kaçmamaktadır. Buna ilaveten son zamanlarda, gerek ülkemizde gerekse İslâm dünyasının diğer bölgelerinde yapılan Kur”ân ve Tefsir çalışmaları içerisinde yer alan müstakil sûre tefsirlerinin, gün geçtikçe artış gösterdiğini müşahede etmekteyiz.İşte elinizdeki bu eser de Hucurât sûresi üzerine yapılmış bir tefsir çalışmasından ibarettir. Bu çalışma, sûreyi bir bütün olarak…

DEVAMINI OKU

Erdemli Yol – Ragıb el Isfahani

Hicri V. (miladi XI.) yüzyılda seçkin İslâm bilginlerinden olan Râgıb el-İsfahânî, başta ahlâk olmak üzere tefsir, lügat vefelsefe gibi çeşitli ilimlerde eserler vermiş bir âlimdir. İslam ahlakfelsefesinin başyapıtlarından olan ez-Zerî’a ilâ mekârimi’ş-şerî’a adlıeserinde ahlâk ve tasavvufa dair mevzuları geniş bir şekilde ele almaktadır.İnsanın sahip olması gereken erdemlerle kaçınması gereken erdemsizlikleriyansıtan geniş bir hikmet birikimi içeren eser, rivayete göre İmam Gazâlî’ninde beğendiği ve devamlı yanında bulundurduğu eserler arasındadır.

DEVAMINI OKU

MATURİDİ’DE DİNİ ÇOĞULCULUK – Hanifi ÖZCAN

Dinî-çoğulculuk”, esas itibariyle, önemli bir din felsefesi problemidir. Türkçemizde, bu konuya felsefi açıdan bakan ve onu felsefî bir metodla inceleyen yazılar, ne yazık ki, yok denecek kadar azdır. Bu yüzden, konuyla ilgili bazı kavramların kısa açıklamalarına da yer veren bir “GİRİŞ” yazılmak suretiyle, eserin daha iyi anlaşılıp değerlendirilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır. Sosyal ve siyasî birtakım implikasyonları da bulunan, fakat burada bir din felsefesi problemi olarak ele alınmasından dolayı sadece felsefî ve îtikâdî temelleri üzerinde durulan “dinî-çoğulculuk” hassasiyet gösterilmesi gereken bir konu olduğu için, eserin hazırlanmasında, mümkün olduğu ölçüde bağlı kalınan…

DEVAMINI OKU