Türki Kavimlerin Din Anlayışının Kurucu Unsurları : HANEFİLİK VE MATURİDİLİK Prof. Dr. Sönmez KUTLU Türklerin din anlayışının kurucu unsuru Hanefilik-Maturidilik ve Yesevilik onların kurucu unsuru ise akıl ve özgürlüktür. Ebu Hanife’nin akıl taraftarlığı ve imanda eşitlik fikri. Türklerin İslam’a girmesini kolaylaştırmıştır. Ayrıca Müslümanlar arasında ayrımcılığın kaldırılmasına belli düzeyde katkıda bulunmuştur. Ebu Hanife’nin fıkhî görüşleri Türklerin günlük hayatlarını ve ibadetlerini düzenleme konusunda yol gösterici olmuştur. İmam Maturidi, Türklerin İslam anlayışının itikadi cephesini sağlam temeller üzerine kurmakla onlara asırlarca sürecek güçlü devletler kurmalarının fikri ve felsefi zeminini hazırlamıştır. Ahmet Yesevi de, bu…
DEVAMINI OKUEtiket: ebu hanife
Maturidi’nin Düşünce Sistemine Genel Bir Bakış
Maturidi’nin Düşünce Sistemine Genel Bir Bakış Prof. Dr. Hanifi ÖZCAN Her şeyden önce bilinmesi gerekir ki, Türk din bilgini Ebû Mansûr el-Mâturîdî (333/944)’nin üşünce sisteminin amacı, akla ve sağduyuya aykırı olmayan, evrensel bir din anlayışı oluşturmak ve geliştirmektir. Öyle görünüyor ki, bu amacın gerçekleştirilmesiyle elde edilmek istenilen sonuç ise, “kültürüne ve geleneğine bağlı Müslüman olma”yı sağlamaktır. Baştan sona Te’vîlâtü’l-Kur’ân dikkate alındığında, pekâlâ görülebilir ki, âdeta, o, kendi tarihinden, örf ve âdetlerinden kopmadan bir dinin nasıl benimsenip özümsenebileceğini göstermeye çalışmıştır. İşte, bu amaçla o, sisteminde İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (150/767)’nin -ihtilaf…
DEVAMINI OKUİmam Maturidi ve Maturidilik
İmam Maturidi ve Maturidilik Prof. Dr. Sönmez Kutlu .. Mâturîdî, İslam düşüncesinde ortaya çıkan farklı din anlayışları içerisinde ‘akılcı-hadarî din anlayışı’nın en önemli şahsiyetlerinden birisidir. Bu anlayışın temelleri, her ne kadar Ebû Hanîfe tarafından ortaya atılarak geliştirilmeye çalışılmışsa da, epistemolojik, teolojik ve felsefi olarak temellendirilmesi Mâturîdî tarafından yapılmıştır. Mâturîdî, bu bakış açısından hareketle kendi döneminde ortaya çıkan dinî problemlere çözüm bulmaya çalışmış, pek çok öğrenci yetiştirmiş ve çeşitli bilim dallarında ilk olma özelliğini taşıyan önemli eserler bırakmıştır. O, hayatında olduğu gibi ölümünden sonra da, büyük ilgi görmüş, geniş bir coğrafyayı…
DEVAMINI OKUMatüridi’de Bilgi Problemi
Matüridi’de Bilgi Problemi Prof. Dr. Hanifi Özcan Bugünkü bilgilerimize göre, İslâm düşünce tarihinde bilgi konusunu en derli toplu ve sistemli bir şekilde ele alan ilk din bilgini Mâtüridî’dir. O, sisteminde sadece genel bilgiye değil, dînî ve ahlâkî bilgiye de yervermiş ve onları birbiriyle mezcederek işlemiştir. Ebû Hanîfe’den olduğu kadar, Mu’tezile ve Mürcie’den de etkilendiği kanaatinde olduğumuz Mâtüridî’nin ortaya koyduğu görüş ve düşünceler, kendisinden sonraki âlimler üzerinde büyük ölçüde etkili olmuştur. Onun bilgi üzerinde durmadaki esas amacı, bilgiye dayalı bir din ve ahlâk sistemi ortaya koymaktır. Çünkü ona göre, sağlam din,…
DEVAMINI OKUİslam’ın Yerelleştirilmesine Tepki Olarak Entelektüel Milliyetçilik: Hanefilik Örneği
İslam’ın Yerelleştirilmesine Tepki Olarak Entelektüel Milliyetçilik: Hanefilik Örneği Şaban Ali DÜZGÜN[1] Özet İlk fetihler sırasında İslam, farklı kültür ve inançtan halkların yaşadığı coğrafyalara taşındı. Buralarda ortak İslam kimliği yaratılmakla birlikte, zamanla dinin Hicaz merkezli yorumundan farklı anlayışlar ortaya çıkmaya başladı. Bu anlayışlar daha çok Türk ve İran coğrafyasında ortaya çıkan entelijansiyanın kendilerini ifade etme imkânı buldukları Mu’tezile ve Hanefîlik gibi mezhepler tarafından geliştirildi. Bu mezheplerin Hicaz ekolünden farklılığı milliyet temelinden daha çok zihniyet temelinde kendini gösterdiğinden, bu olguyu Entelektüel Milliyetçilik olarak adlandırmak daha uygun görünmektedir. Bu çerçevede elinizdeki yazı, İslam’ın…
DEVAMINI OKUEbu Hanife ve Ali Oğulları
Ebu Hanife ve Ali Oğulları Prof. Dr. Ahmet AK Sonuç Ali b. Ebî Tâlib’in soyuna büyük sevgi besleyen Ebû Hanife’nin görüşleri, dönemindeki halifelerin memnuniyetsizliğine sebep olmuş, hatta onu takip ettirmek üzere peşine adamlarını takmışlardır. Ebû Hanife’nin yaşadığı dönemde hem Emeviler hem de Abbasilerin, Ali soyuna yaptıkları kötülükler, onun üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Bu sebeple Ebû Hanife, Zeyd b. Ali ve oğlu Yahya b. Zeyd’in Emevi yönetiminin; Muhammed b. Abdillah en-Nefsü’z-Zekiyye ve kardeşi İbrahim’in Abbasi yönetiminin yaptıkları zulümlere karşı ayaklanmalarını maddi ve manevi açıdan desteklemiştir. Ebû Hanife, Zeyd b. Ali, Muhammed…
DEVAMINI OKUMâtüridî’ye Göre Din-Şeriat Ayırımının Felsefî Temelleri
Mâtüridî’ye Göre Din-Şeriat Ayırımının Felsefî Temelleri Prof. Dr. Hanifi Özcan Başlıktan da anlaşılabileceği gibi, aslında burada ayrıntılı olarak din-şeriat ayırımından değil[1], tam tersine bu ayırımın dayandığı felsefî temellerden söz edilecektir. Bir şeyin felsefî temelleri üzerinde durmak demek, onun, o anda ne şekilde bulunuyorsa o hâl üzere olmasını sağlayan ilkelerin tespit edilmesi demektir. Bu da, ancak onun dayandığı teorik ve “zihnî yapı’nın, yani “fikrî zemin”in açığa çıkarılıp felsefî değerinin ortaya konulmasıyla mümkün olur. Burada yer alan “zihnî yapı” ve “fikrî zemin”; insanın bir düşünceyi ve buna bağlı olarak bir fiili ortaya…
DEVAMINI OKUTaassuba Dayalı Din Anlayışı Karşısında Ebu Hanife Örneği
Taassuba Dayalı Din Anlayışı Karşısında Ebu Hanife Örneği Prof. Dr. Mehmet Zeki İŞCAN İslâm düşüncesinde akılcı din anlayışının temsilcilerinden biri olan Ebu Hanife’nin en önemli özelliği, özgül kültürlerin ötesinde evrensel bir İslâm tanımını kabul etmesidir. Ebu Hanife bu yüzden dinin temel ilkelerine vurgu yapmış, olgudan hareket eden bir metot benimsemiş ve bunlar üzerine sistematik aklı koymuştur. Organik bir sosyalleşmeden mekanik ve sıralanmış bir sosyalleşmeye geçişin hissedilebilir izlerinin bulunduğu zaman kesitlerinde, toplumun organik formuyla dini özdeş görme eğilimi kendisini österebilmektedir. Zira değişim dönemlerinde din, kitlenin varoluşsal ilgilerini açıklama hüviyetine bürünmektedir. Başka…
DEVAMINI OKUEbu Hanife’nin Vasiyeti
Ebu Hanife’nin Vasiyeti Ebu Hanife zehirlendiğini anlayınca, zindanda ziyaretine gelmiş öğrencilerine, “Ölünce beni gasp edilmemiş bir toprağa gömün!” diye vasiyette bulundu ve vasiyetnamesini yazdırdı: 1-Arap olmayan müslümanların, anadilleri ile ibadet etmeleri meşrudur. 2-Bir insanının mü’min olduğunu ibadeti belirlemez. 3-Kimin cennete veya cehenneme gideceğini Allah’tan başka hiç kimse bilemez. 4-Beşeri (insani) ilişkilerde dindarlık ölçü değildir. 5-Namaz kıldırdığı için para almak helal değildir. 6-İmana dair son sözü Allah söyler. 7-Din için toprak gasp etmek (mülkiyeti başkasına ait bulunan bir malı zorla almak) meşru değildir. 8-Evlenme ve eş seçme hakkı kadının kendisine aittir.…
DEVAMINI OKUDinamik Bir İlmî Anlayışın İnşası Açısından Niçin Ebû Hanîfe’den Başlanılmalı?
Dinamik Bir İlmî Anlayışın İnşası Açısından Niçin Ebû Hanîfe’den Başlanılmalı? Doç. Dr. Mustafa Selim Yılmaz Ebû Hanîfe (öl. 150/767), Müslüman düşünce tarihinin en önemli bânilerindendir. Çünkü o, tüm renk ve tonlarıyla akılcı düşünce biçiminin şemsiye ismi olan “Ehl-i re’y” geleneğinin tartışmasız reisi olarak kabul görmüştür. Bu kabulün kökenlerini, onun yaşadığı zaman diliminde aramak gerekir. Bu zaman dilimi de Müslüman düşüncenin metodolojilerinin teşekkül etmeye başladığı tâbiîn asrıdır. Kaldı ki Ebû Hanîfe, tâbiîn neslinin önde gelen âlimlerindendir. Onu bu bağlamda ön plana çıkaran husus ise ortaya koyduğu hedeftir. Bu hedefin, parçacı bir…
DEVAMINI OKUBilime destek olan Hanefi-Maturidi gelenek | Neden Maturidi-Yesevi Felsefesi (3)
Neden Maturidi-Yesevi Felsefesi (3) : Bilime destek olan Hanefi-Maturidi gelenek İslam’ın ilk emri oku ikinci emri ise yazmaktır. Ancak Bilim talebeleri için para toplamak, öğrencilere destek olmak için yardım istendiğinde kulaklarını kapatan, okul yapmanın cami yapmaktan daha üstün bir toplumsal faaliyet olduğunu idrak edemeyen dindar değil dini-dar Müslüman bir toplumla karşı karşıyayız. İslam medeniyeti ne zaman kitabi ve ilmi medeniyetten çıktı söz medeniyetine dönüştü işte o zaman İslam medeniyeti çökmüştür. Halbuki itikatta önder kabul ettiğimiz Hanefi–Mâturîdî gelenekten gelen âlimlerin “bir beldede ilim talebesinin geçimini sağlamak o beldedeki insanların üzerine vaciptir.…
DEVAMINI OKUKutsallıklardan Şirk ve İsyana
KUTSALLIKLARDAN ŞİRK VE İSYANA (Sence Dergisi 12. Sayı) H. Ahmet ÖZER Yanlışların kutsallaştırıldığı toplumlarda akıldan, bilimden söz etmek mümkün değildir Tarihte insan toplumları incelendiğinde dini tahrif eden en önemli unsurların başında kutsallıklar gelmektedir. Dokunulmazlık şeklinde yorumlayabileceğimiz kutsal kavramı tarih boyunca arkasına sığınılan bir kalkan görevi yapmak amacıyla kullanılmıştır. Bununda temelinde dünyevi çıkar elde etme, oluşturulan dünyevi egemenliği koruma yatmaktadır. Hz Peygamber döneminde din üzerinden rant elde edilmeye yahut da din üzerinden dünyevi çıkar elde etmeye bir tek örnek verilemezken bundan sonraki yüzyıllarda bu anlayışa yönelik yığınla sektörler oluşmuş adeta geleneksel…
DEVAMINI OKUMâverâünnehir İlim Mirasının Kök Metinleri: İmâm-ı Âzam’ın Akâid Risaleleri
Uluslararası Orta Asya’dan Anadolu’ya İslâmî İlimler Sempozyumu Bildirileri Kitabı Mâverâünnehir İlim Mirasının Kök Metinleri: İmâm-ı Âzam’ın Akâid Risaleleri Doç. Dr. Mustafa Selim YILMAZ İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (öl. 150/767), İslâmî ilimlerin mayalandığı bir ortamda sözün gücüne dayanan bir metodoloji ile Müslüman düşüncenin ürettiği bir medeniyetin en önde gelen bânilerinden biridir. O, fıkıhtan kelâma geniş bir skalada/alanda aslî bir bakış açısının temellerini belirleyen İlmî bir şahsiyettir. Bu itibarla Ebû Hanîfe, gerek takipçileri gerekse de karşıtları tarafından “Ehl-i Re’y’in imâm”ı şeklinde anılır olmuş, çağını aşan nadir ilim adamlarındandır. Böylesine haklı bir şöhretin…
DEVAMINI OKUEbu Hanife’nin Akıl-Vahiy Anlayışı
Ebu Hanife’nin Akıl-Vahiy bağlamındaki görüşlerinin, yaşadığı yüzyılı aşarak çağlar ötesine sarkmasının ve içinde yaşadığımız modern çağda bile hâlâ aktüel değerinden bir şey kaybetmemesinin yegâne sebebini, onun, engin bilimsel yeterlilikle metafizik konuların anlaşılmasında izlediği yöntemde aramak gerektiği kanaatindeyim. Ebû Hanîfe’nin Kelam sisteminde akıl-vahiy ilişkisi önemli bir yer işgal eder. Bu konuda o, akla ve nakle olması gereken değeri vermiştir. Düşünce sistemini Kur’an, sahih haber ve sahabe fetvâsı üzerine kurmuştur. Ona göre, dini inancın malzemeleri vahiyden çıkarılır. Aklın görevi, bu malzemeleri doğru bir şekilde yorumlamaktır.
DEVAMINI OKUHoca Ahmed Yesevi ‘den Hacı Bektaş Veli ‘ye
Türkler, Müslüman oluşlarından itibaren büyük ölçüde Hanefi geleneğe bağlı olarak İslam’ı kabul etmişlerdir. Türkistan âlimleri Ebû Hanife’nin yoluna bağlı olarak zahidâne bir din anlayışını benimsemişlerdir. Bu âlimler arasında İmam Maturidî’nin şahsında bilgi kaynağı olarak keşf ve ilhama dolayısıyla sûfîliğe karşı mesafeli duran bir anlayış hâkimdir. Bununla birlikte, halka dini tebliğ ve irşad bağlamında sûfîliğe meyleden bir Hanefi gelenek de
mevcuttur.
Ebu Hanife tarihteki birçok alim tarafından neden din dışı ilan edilmiştir? | Prof. Dr. Hasan Onat
İslam düşünce tarihinde yetişen en büyük kafalardan birisi İmamı Azam Ebu Hanifeʼdir. Bunu Hanefi, Maturidi gelenekten geldiğim için değil, anlamak için çaba sarf ettiğim ve yaptığım araştırmalar çerçevesinde söylediğimi belirtmeliyim. Hatta başka bir cümle daha kurmak durumundayım. Keşke bugün hanefiyim, maturidiyim diyenler İmam Ebu Hanefiʼyi ve İmam Maturidiʼyi kendi gerçeklerine göre anlayabilseler Müslümanların pek çok sorununa gerçekten çözüm üretmede o kaynaktan yararlanma imkanı bulabilirler. İmamı Azam Ebu Hanife denildiği zaman akla şu üç şey gelir:
DEVAMINI OKURadikal akımlar en çok Türklere düşman-Prof. Dr. Ramazan Biçer
Prof. Dr. Biçer: Radikal akımlar en çok Türklere düşman SAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Biçer, “Maturidi düşüncesine sahip olan bir kimse, aklını ve iradesini bir başkasına kiraya vermez ve mutlak itaat duygusuna kapılmaz. Radikal akımlar en çok Türklere düşmandır.” dedi. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer, günümüzde dini istismar eden hareketlerin önünü kesecek düşüncenin Maturidilik olduğunu belirterek, “Maturidi düşüncesine sahip olan bir kimse, aklını ve iradesini bir başkasına kiraya vermez ve mutlak itaat duygusuna kapılmaz. Radikal akımlar en çok Türklere düşmandır. Bunun sebebi de Ehl-i…
DEVAMINI OKUTürk Dünyasının Birliği Ve Türk Medeniyetinin Yeniden Dirilmesinde Dinin İşlevi
TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİ VE TÜRK MEDENİYETİNİN YENİDEN DİRİLMESİNDE DİNİN İŞLEVİ Mevlüt UYANIK* Özet: Tarihte sürekli bir devlet geleneğine sahip olarak kadim milletlerinden birisi olan Türkler, Doğu ile Batı âlemini birbirine bağlayan ve yüzyıllarca medeniyet mihveri olan İpek Yolu üzerindeki toprakları fethetmişler, yurt haline getirmişlerdir. Bulundukları zaman ve mekânın şartlarına göre egemenliklerini pekiştirmişler, Türk-İslam Medeniyetini kurmuşlardır. Ümit Burnu’nun keşfiyle birlikte medeniyet mihveri değişmiş, Türklerin yurt ve devlet özdeşliğini gerçekleştirdikleri bölgeler jeopolitik önemini kaybetmiş; ama son yıllarda Batılı küresel güçler enerji arz ve üretim merkezlerine yönelik operasyonların sonucu yeni ve alternatif enerji…
DEVAMINI OKUSafranbolu’da Ortak Değerler Paneli Yapıldı
Ebu Hanife, Maturidi ve Ahmet Yesevi’de Ortak Değerler Panel serimizin 3. ayağını Safranbolu’da gerçekleştirdik. Akıl ve güzel ahlak üzerine kurulu medeniyetimizin mimarlarından Ebu Hanife, Maturidi ve Ahmet Yesevi’nin din ve ahlak temelindeki fikirlerinin tanıtılıp tartışıldığı panelimizde bizlere ilmi bir ziyafet sunan değerli hocalarımıza teşekkür ediyoruz. Bizleri yalnız bırakmayan üniversite ekibimize, katkılarından dolayı Kültür ve Turizm Bakanlığına ve katılan tüm misafirlerimize yeni bir medeniyete giden bu yolda yanımızda oldukları için gönülden teşekkür ediyoruz. KatılımcılarProf. Dr. Hasan ONATProf. Dr. Sönmez KUTLUProf. Dr. Ashirbek MÜMİNOVProf. Dr. Mehmet ATALAN
DEVAMINI OKUTekfirci ve Batıni savrulmalar karşısında modern Türklerin teoloji arayışı
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Evkuran, Ebu Hanife öğretisinden yola çıkarak günümüz dini yöntem arayışlarına ışık tutuyor. PROF. DR. MEHMET EVKURAN Neden Ebu Hanife? Çocukluğumdan hatırlarım. Yaz aylarında camideki kursta hocamız sadece Kur’an okumayı değil inanç, ibadet ve ahlâk ile ilgili temel dinî bilgileri de öğretirdi. Bu arada itikatta mezhep imamımızın Maturidî, amelde ise Ebu Hanife olduğunu söylerdi. Buradaki sesi, dinin esaslarını anlatırken olduğundan daha özenli ve dikkatliydi. O zamanki algılamamla bile, “ortada farklı bir durum olduğunu” hissederdim. “Mezhebimiz Hanefîlik-Maturidîliktir” sözü üzerinde pek çok insan gibi ben de…
DEVAMINI OKU