Bilgisiz İman Akılsız Bilgi Elde Edilemez

AKIL-İLİM-İMAN İnsan bilerek ve isteyerek yapabilme gücünde olduğundan dolayı sorumludur.1 Sorumlu tutulma onun “akıllı bir varlık” olmasından dolayıdır. O, bu asli özelliğinden dolayı “emaneti yüklenmiş, emir ve nehiylerle muhatap olmuştur.2 Kısacası akıl, dinin ve mükellefiyetin esasıdır; dünyevi işlerin temel dayanağıdır. O, bilinenlerden yola çıkarak bilinmeyenlerin bilgisine ulaştıran, varlıkları ve onlarla ilgili bilgileri tasnif eden, insana kıyas yapma imkânı veren zihni bir alettir. Aklın en önemli fonksiyonlarından biri dış dünyadan malzeme alarak bilgi üretmektir. Kur’an-ı Kerim’de kişinin kendisine, dış dünyaya, tarihe ibret gözüyle bakması, buradan Allah’ın varlığı ve kudreti ile ilgili…

DEVAMINI OKU

Tabiiyet Taklidi, Taklit Taassubu Dinleştirdi

TABİİYET TAKLİDİ, TAKLİT TAASSUBU DİNLEŞTİRDİ Tabi Olmak Ne Demek? Bir kimsenin, güdümünde olma durumunu anlatan bu kavram ayeti kerimede şöylece kınanmaktadır. “Ey iman edenler! Bizi davar gibi güt” diye konuşmayın,” (Bakara,104) Taklit: Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma. Taassup nedir? Herhangi bir delile dayanmadan, bir fikre körü körüne bağlanmaktır. Taassup sözlükte fanatik ve tutuculuk/Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kimse, muhafazakâr anlamlarına gelmekte olup bir düşünceye körü körüne bağlanıp başka görüşlere nefret ve düşmanlık hisleri beslemektir. Bu durumda olan kimselere fanatik denir. Fanatiklik diğer…

DEVAMINI OKU

Semerkant’tan Gelen Dinsizlik!

Semerkant’tan Gelen Dinsizlik! Laiklik kavramı, Başbuğumuz Atatürk’le hayata geçirilen ve genel literatürlere ‘Din ve devlet işlerini birbirinden  ayırmak.’  şeklinde  geçen bir kavram olup   Atatürk’ü deccal ,dinsiz ilan eden  sözüm ona dini çevreler  tarafından düşüncelerini desteklemek amacıyla dillerine pelesenk ettikleri en büyük silahtır.Sözüm ona diyorum çünkü asıl dinin ruhunun ,özgür yaşanmasının devletin laikliği ile gerçekleşir ve  bu, ülkenin itikattaki imamı İmamı Maturidi tarafından söylenmiştir. Peki nedir  laiklik? Gerçekten dinsizlik midir? Laiklik kelime anlamı olarak Hristiyanlığın ilk yüzyıllarına dayanır.Ruhban sınıfından olanlar clerici, ruhban sınıfından olmayan ,halkdan olana da  laici  denilmektedir. Ayrıca  ingilizcede…

DEVAMINI OKU

Akıl ve Önemi

Yunanca’da “Nous”Latince’de “Ratio”ve Türkçe’de “Us” anlamına gelen “Akıl” kelimesi Arapça’da “A.K.L” fiil kökünden türemiş bir mastardır.Sözlükte “yasaklamak,engellemek,devenin ayağını bağlamak, istemek, tutmak, korunmak,sığınmak, bilmek, anlamak, zeka,bilgi,ruh ,düşünce görüş,kavrama yeteneği gibi anlamlara gelir.Ben bu anlamlara bir de özgür düşünceyi katmak istiyorum. Ali İbni Sina’ya göre insani nefsin hem bilici hem yapıcı güçlerine akıl adı verilir. Yunan filozoflarına nispet edilen görüş şudur: Akıl, Allah’ın ezelde yarattığı mahlukatının ilkidir. O yaratıcısına en yakın ve en benzer olanıdır. Bu akıl ilk bilişle hem kendini hem de yaratıcısını akl eder. Varoluş ilk akıldan sadır olmuş ve…

DEVAMINI OKU

ABARTI VE KABARTILAR

KURANDA İNSAN (1) İnsanı en iyi bilen elbette ki onu yaratandır. Allah’u Teâlâ Hazretleri Kuranda insanı anlatıyor.Bu ifadelerden bir bahis üzerinde durmak istiyorum. “O kendilerini tezkiye edip duranları görüyor musun? “ (nisa-49)  Kendilerini temize çıkaranlardan kastedilenlerin Yahudiler olduğunda âlimlerimiz ittifak etmişlerdir.  “Yahudiler ve Hıristiyanlar, bizler Allah’ın oğullarıyız ve muhibbiyiz!” (maide-18)  “Cennete ancak Yahudi ve Hıristiyanlar girer !” (bakara-111)  ayetlerinde geçen sözlerle kendilerini övmüşler ve bahsimize konu yaptığımız ayetin nüzul sebebi olmuşlardır. Yahudiler bizim günahımız yoktur. Allah gündüzleyin işlediğimizi gece, geceleyin işlediğimizi gündüz affeder dediler. Günahsızlıkta bizler çocuklar gibiyiz diye devam ettiler. Ölmüş aba ve…

DEVAMINI OKU

Okur Yazar Mıyız ?

  OKUR YAZAR MIYIZ ? Okuma-yazma denilince aklımıza, okuma yazmayı bilen insan geliyor. Bu şekilde baktığımızda gerçekten okuryazarız; hatta dünyada yaşayan insanların % 80’i okuryazar. Tabii okuryazar olmanın, her şeyde olduğu gibi, bir belirtisi, bir işareti olmalı. Bu işaretlerden en önemlisi, ekonomik verilerdir. İsterseniz şimdi, okuryazar oranlarını ve ekonomiyi birkaç veri ile inceleyelim : Yukarıdaki verileri hepimiz gördük: GSMH (Gayrisafi Millî Hâsıla) yüksek olan ülkelerde okuryazar, GSMH düşük olan ülkelerde okuryazar, GSMH düşük olan ülkelerde yaşayanlarda düşünebilen, akıl edebilen, hasta olabilen aynı standartlarda insanlar… İşte tamda burada şu soruyu sormamız…

DEVAMINI OKU

Aprinçur Tigin

Atsız’ın makalesinde,  ilk yazılı olarak bilinen Türk şairinin Çuçu isimli bir zat olduğu iddiasını  araştırırken ,rastladım saygıdeğer şehzademize. Atsız iddiasını Kaşgarlı Mahmut’a dayandırmaktadır fakat Kaşgarlı Mahmud verdiği şiir örneklerinin sahibini söylemediğinden, hangi şiir Çuçu’ya ait bilememekteyiz ve bu bizleri şiirleriyle birlikte bilinen   Uygur Devletinde yaşamış başka bir şaire götürmektedir. Yani bilinen ilk Türk şairi şiirleriyle birlikte Aprin çur Tigin’dir!! Aprinçur, ismi  Gökte yanan yani güne  eş  anlamında iken Tigin ismi hükümdar çocuklarına verilen bir ünvandı. Yani  şairimiz bir şehzade olup, taşa kazıdığı duygularıyla ilk olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır. O…

DEVAMINI OKU

AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR

DANIŞMA İslam’ın temel kavramlarından biride “istişaredir” istişare önemli bir karar alınmadan önce, konuyu araştırmak, bilgisi olan insanlara danışmak, onların fikirlerini öğrenmektir. Kişi ya da kişilerin birbirlerine danışması fikirlerini alması Kur’an’ı Hâkimde şu şekilde ortaya konmuştur. “iş hususunda onlarla danış” (Al-i İmran 159)  “onların işleri kendi aralarında istişare iledir.” (şura 38) Peygamberimiz önemli bir karar vermeden önce mutlaka etrafındaki insanların düşüncelerini öğrenir, kendisine bir öneri teklif edildiğinde bunu dikkate alırdı. Bedir savaşında ashaptan Hubab isimli zat, Müslümanların mevzilendiği yeri beğenmemişti. Resulullah’a (s.a.v) gelerek “Ey Allah’ın elçisi, buraya Allah’ın emriyle mi indin,…

DEVAMINI OKU

SİZ DOĞRU BİR ŞAHİT OLUN

“Allah yolunda hakkıyla cihat edin. Sizi o seçti, dinde size güçlük vermedi. Atanız İbrahim’in milletine (uyunuz.) Önceden de bu (Kuran)da da sizi “Müslüman” diye O adlandırdı. Ta ki Resul size şahit olsun, sizde insanlara karşı şahitlik edesiniz. İmdi namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a güvenin. Mevlanız O’dur. O ne iyi ve ne güzel Mevla, ne iyi ve ne güzel yardımcıdır.(Hacc 78. Ayet) Cihat: Düşmana karşı savunmada bütün gücünü harcamaktır ki üç kısımdır. 1-Açıkça kendini belli etmiş düşman ile yapılan cihat. 2-Şeytan ile yapılan cihat. 3-Nefis ile yapılan cihat tır.…

DEVAMINI OKU

Aşk……Gönül…….Akıl

Aşkın kavrama noktası gönül. Gönül karşımıza ilk taş yazıyla Yolluk Tigin ile çıkar.  Taş togıtdım, köngültegi sabımın bitidim: (Taş yontturdum gönüldeki sözümü yazdirdım) Aynı zamanda gönül kırmak, gönül almak,gönül vermek, gönülsüz,deli gönül,gönül ferman dinlemez gibi kelime ve tabirlerle günlük konuşmalarımızın bir parçasıdır.Edebiyatımızda bazen bir bahçeye benzetilir gönül.   kisi koÆli baà ol yasaràu suvı          bu begler sözi birle eêgü savı İnsanın gönlü bir bahçedir; onu yetiştiren su, beylerin sözleri ve nasihatleridir.) Şeklinde ifadesini bulur.Bazen de bir hükümdara benzetilir : köÆül beg turur yiti endam öze          begi baslasa buênı yügrür tüze…

DEVAMINI OKU

ADALET (3)

 EDEPSİZLİK ETMEYİN! “Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.”(Nahl 90. Ayet) FAHŞA: Çirkinliler, zina gibi şehvetlere uymada ifrat(aşırılık) ile ilgili olan günahlardır ki; Türkçede edepsizlikler diye ifade edilir.Bunlar, insanların en çirkin durumlarıdır. Allahu Teâlâ, bu çirkin fiilin, yani zina gibi işlerin toplum için çok tehlikeli bir hastalık olduğunu beyan ediyor. O fiili değil yapmak, ona yaklaşılmasını dahi yasaklayarak şöyle buyuruyor.             “Sakın zinaya yaklaşmayın. Çünkü o rezilliktir, kötü bir yoldur.” Fahiş olanlar Allah’ın koyduğu…

DEVAMINI OKU

GERÇEĞİN TA KENDİSİ

GERÇEĞİN TA KENDİSİ “Kendinden öncekini doğrulayıcı olarak sana Kitaptan vahiy ettiğimiz gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz ALLAH (C.C.) , elbette haber alandır, görendir.”(Fatır Suresi: ayet-31) AÇIKLAMA ;                                                                                        Bu Peygamber  (S.A.V) sizlere şaşılacak bir mesaj getirmemiştir. Sadece daha önce gelen peygamberlerin taşıdıkları mesajı teyit etmektedir ki, bu zaten ezeli ve ebedi hakikattir. Allah’ın sıfatlarını beyan etmekle insanların hayrına ve hidayetine delalet eden hakikate işaret olunmaktadır. Hidayet insanın yararınadır. Allah insan için neyin yararlı olduğunu bilir. Allah yaratıcı olduğu için insanın fıtratını en iyi bilen ve ona en doğru yolu gösterendir. Bu Kitap…

DEVAMINI OKU

ADALET(2)

İYİLİK ETTİ İYİLİK BULDU             “Şüphesiz ki Allah,size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.”(Nahl 90. Ayet) Ayeti kerimede sırasıyla geçen adl kelimesinden sonra ihsan (iyilik)yapmak kelimesi üzerinde duralım. Bu konu hakkındaki ayetlerde geçen manaları tarayarak konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmaya çalışalım. İHSAN: Kelimesi lügatte iki şekilde kullanılır. Bir şeyi güzel yapmak demektir. Ona iyilik etti demektir. Türkçede “ihsan” ikinci mana ile meşhurdur.Ayette ise iki manaya da gelmesi muhtemeldir. Her ikisi ile de tefsir rivayet olunmuştur. Birincisi…

DEVAMINI OKU

ADALET(1)

ADALETLE İŞTİGAL ETMEYENLER HAYATLARINI HARAM VE GÜNAHLA GEÇİRİRLER ADALET HAYATIMIZIN DÜSTURU OLMALI MÜSLÜMANIN HAYAT DÜSTURU ADALETTİR.                 Adili Mutlak olan Allah u Zülcelâl Hazretleri bizlere adaleti öğüt vermekte ve de Adil olmayı, adil davranmayı, adaletli olmayı emretmektedir. “Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayâsızlıktan fenalıktan ve azgınlıktan nehy eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.” Buyurmaktadır. (Nahl 90.ayet) Ayette öncelikle adaletten bahis edildiği için bizde çalışmamızı bu minval üzere yoğunlaştırdık. Müfessirlerimizin adaletle ilgili görüşlerine yer vererek yolumuza devem edelim. ADİL: Her şeyi layık olduğu…

DEVAMINI OKU

Allah’ın Dostları Kimlerdir?

 “İyi bil ki Allah’ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (yunus 62.ayet)  “İyi bil ki” dikkat edin ve bilin ki Allah’ın dostlarına” yani Allah’ın sevdiği ve nefislerinin düşmanı olanlara demektir. Çünkü velilik Allah’ı ve nefislerini bilip tanımak demektir. Allah’ı tanıyıp O’nu muhabbet nazarıyla görmektir. Nefsini bilip tanımak ise nefsin hallerini bilip onun zararlı hallerinden sakınmak ve onu terbiye etmektir. Nefsi Allah’ın razı olduğu hallerle hallendirmektir. Nefsin kötü arzularından kurtularak makamı rızaya uçmak ve varmak için çaba sarf etmektir.             Allah’ın velilerinden maksat ise Allah’a ruhani olarak yakin olan halis müminlerdir.…

DEVAMINI OKU

Maturidi’de İnsan Özgürlüğü – Harun Işık

Ehli sünnet ekolünün önemli alimlerinden olan Maturidi insan özgürlüğü sorununu, eyleme yönler tayin ettiği yöntem ışığında temellendirmeye çalışmaktadır. Onun açısından eylemin meydana gelmesinde biri yaratma diğeri de kazanma (kesb) olmak üzere iki yönü vardır. Bu yöntemlerden yaratmayı Allah ile ilişkilendiren Maturidi, kesbin ise insana ait olduğunu belirtmektedir. Ona göre insan, eylemini gerçekleştirirken herhangi bir baskı ve zorlama altında bulunmaksızın özgür bir şekilde eylemi yapan ve böylece de eylemin sonuçlarını üstlenen olduğunun farkındadır.

DEVAMINI OKU

Türk Düşünce Hayatında Maturidilik – Hanifi Özcan

Fıkhi kurallardan ahlaka geçmek, dolayısıyla “amel”den “ahlak” türetmek yani amelini ve ibadetini yapan kimseyi aynı zamanda ahlaklı saymak ve ahlaken üstün göstermek Maturidi’nin düşünce sistemine uygun değildir. Çünkü onda “amel” imana dahil edilmediği gibi, “ahlak”a da dahil değildir.Ona göre, “amel”de kusuru olanların mutlaka ahlakta da kusurlu olduğu söylenemez. (…) Ayrıca, öyle görünüyor ki, “amel” ile “ahlak” arasında bu anlamda bir ilişki kurmak, ahlaki bakış açısıyla değil, ameli bakış açısıyla yapılan bir işlemdir.

DEVAMINI OKU

TÜRKLER ve İSLAM TASAVVURU – Sönmez KUTLU

Türk toplulukları, tarihî süreçte çeşitli dinlerle temasa geçtiler, fakat herhangi bir dine topluca girmediler. İslâm gelmeden önce gök tanrı inancı etrafında şekillenen Türk dinî inançlarına bağlı kaldılar. İslâm’la oldukça erken dönemlerde temasa geçen Türk boylarının İslâmlaşması, uzun yüzyıllarda gerçekleşti. Talas Savaşı ve sonrasındaki gelişmeler böyle bir sürecin başlangıç döneminde yaşanmış hadiselerdir. Türkler ilk defa İslâm’la fetihler yoluyla tanıştılar. Çeşitli müslüman mezhepleri ve sûfî okulları Türkler’in İslâm anlayışları ve dindarlıklarının oluşumunda önemli rol oynadı. Türk toplulukları, İslâmiyet’i kabul ile birlikte tarihinde köklü ve önemli bir kültürel dönüşümü yaşadılar. Onlar, Allah’ın yüce…

DEVAMINI OKU

İMAM MATURİDİ’DE AKIL VAHİY İLİŞKİSİ – Hülya ALPER

Ehl-i sünnet kelâmının kurucularından Mâtürîdî, İslâm düşünce geleneği içinde göz ardı edilemez bir yere sahiptir. Bu büyük düşünürün, akıl-vahiy ilişkisini anlama biçimi, günümüzde farklı söylemlerle devam eden tartışmalara yeni bir boyut kazandıracak niteliktedir. Düşünce tarihi boyunca insanoğlunun daima konu edindiği temel problemlerden biri olan akıl-vahiy ilişkisi etrafındaki sorulara İmam Mâtürîdî’nin düşünce sistemi içerisinde cevap arayan kitap bu sebeple akıl-vahiy ilişkisini kendisine sorun edinen okuyucuya olumlu katkılar sağlayacaktır.

DEVAMINI OKU

MÂTÜRÎDÎ’NİN DÜŞÜNCE DÜNYASI – Şaban Ali DÜZGÜN

Türklerin Müslüman olma sürecinde önemli bir rol oynamasına ve günümüzde dünyanın her köşesinde çok sayıda taraftarı olmasına rağmen yeteri kadar araştırılıp gün yüzüne çıkarılmamış olan Mâturîdîlik ve bu mezhebin kurucusu olan İmam Mâturîdî’nin hayatını, eserlerini, düşüncelerini ve günümüze etkisini ele almaktadır.İmam Mâturîdî’nin din ve dünya anlayışından Kur’an tasavvuruna, akıl ve vahiy kavrayışından tarih ve toplum yasalarına, siyaset kültürü ve yönetim erkinden ahlak kuramına kadar çok çeşitli konularda fikir ve görüşlerinin ele alındığı bu eser, dinî düşüncemizin ana damarlarından biri olan İmam Mâturîdî’nin düşünce dünyasını güncelleştirmeyi amaçlamaktadır.

DEVAMINI OKU